• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
GALILEO GALILEI (GALİLE) (1564-1642)

GALILEO GALILEI (GALİLE)

(1564-1642)

 

Galile; bilimsel yöntemin gelişmesinde büyük bir olasılıkla herkesten daha fazla payı olan büyük İtalyan bilim adamı, 1564'de Piza kentinde doğdu. Gençliğinde Pizza Üniversitesinde öğrenim gördü ama maddi olanaksızlıklar nedeniyle tahsilini yarım bıraktı. Yine de, 1589'da bu üniversitede öğretim görevlisi olabildi. Birkaç yıl sonra Padua Üniversitesi kadrosuna alındı ve 1610 yılına kadar burada kaldı. Bilimsel buluşlarının büyük çoğunluğunu bu dönemde gerçekleştirdi.

Galile ilk önemli buluşlarını mekanik alanında yaptı. Aristoteles öğrencilerine ağır cisimlerin hafif cisimlere göre daha hızlı düştüklerini öğretmiş ve bilim adamları kuşaklar boyu, bu önermeyi düşünürün yetkinliğine duydukları saygıdan dolayı kabul etmişlerdi. Galile ise bu düşünceyi deneysel olarak doğrulamaya karar verdi ve yaptığı bir dizi deney sonunda Aristoteles'in düşüncesinin doğru olmadığını kısa zamanda gördü. Gerçekte ağır ya da hafif bütün cisimler aynı hızda düşüyorlardı ama, havanın sürtünme kuvveti bu hızı bir ölçüde düşürüyordu. (Yeri gelmişken belirtelim; Galile'nin deneylerini eğik Pizza kulesinden cisimler atarak gerçekleştirdiği şeklindeki geleneksel görüş dayanaksız görünüyor.)

Bunu öğrenen Galile ikinci adımı attı. Cisimlerin belli bir süre içinde düştüğü mesafeyi dikkatle ölçtü ve düşen bir cisim tarafından kat edilen mesafenin, düşme süresinin (saniye cinsinden) karesiyle doğru orantılı olduğunu gördü. Değişmez bir ivmeye işaret eden bu buluş kendi başına bile çok önemlidir. Daha da önemlisi, Galileo deneylerin sonuçlarını bir matematik denklemle özetleye-bilmiştir. Matematik denklem ve yöntemlerin geniş kullanımı günümüzde bilimin önemli bir özelliği haline gelmiştir.

Galile'nin bilime önemli katkılarından biri de eylemsizlik (atalet) kanununu bulmasıdır. Bu kanunun bulunmasından önce insanlar, hareket halindeki bir cismin, üzerine hareket ettirici bir güç uygulanmadığı takdirde, doğal olarak yavaşlama ve durma eğiliminde olduklarına inanırlardı. Fakat Galile'nin deneyleri bu genel inanan hatalı olduğunu ortaya çıkardı. Eğer sürtünme kuvveti gibi karşı kuvvetler giderilebilirse, hareket eden bir cisim sonsuza kadar bu hareketini sürdürebilirdi. Newton'un yeniden açıkça ifade ettiği ve "birinci hareket kanunu" olarak kendi sistemine dahil ettiği bu önemli ilke, fiziğin hayati ilkelerinden biridir.

Galile'nin en ünlü buluşları astronomi alanında olmuştur. 1600'lerin başlarında astronomi kuramlarıyla ilgili heyecanlı tartışmalar yapılıyor ve Copernicus'un güneşi merkez kabul eden teorisinin ve dünyayı merkez alan ondan önceki teorinin yandaşları arasındaki önemli anlaşmazlık sürüyordu. Galile daha 1604'de Copernicus teorisinin doğru olduğuna inandığını belirtmiş ancak o zaman bunu kanıtlayacak bir yöntem öne sürememişti. 1609'da ;se, Hollanda'da teleskopun icat edildiğini duydu. Galile'nin dehası öyle bir düzeydeydi ki, elinde sadece çok ilkel bir tanımı bulunmasına rağmen kısa bir süre sonra bu aletten çok daha gelişmiş bir teleskop yapabildi. Bu yeni araçla, gözlem yeteneğini gökyüzüne yöneltti ve bir yıl içinde bir dizi büyük keşif yaptı.

Aya baktı ve yüzeyinin düzgün olmadığını, üzerinde sayısız aterler ve dağlar bulunduğunu gördü. Bundan, gök cisimlerinin ç de dümdüz ve kusursuz olmadıkları, dünyanın üzerinde göz-nen engebelere benzer engebelere sahip oldukları sonucunu çındı. Samanyoluna baktı ve tek bir nebuladan değil de, çok fazla sayıda yıldızdan oluştuğunu gördü. Yıldızlar o kadar uzaktılar ki, plak göz onları bir aradaymış gibi algılıyordu. Gezegenlere baktı ve Jüpiter'in etrafında dönen dört tane ay gördü. Gökyüzündeki bir cismin Dünyadan başka bir gezegenin etrafında da dönebileceğine ilişkin kanıt işte buradaydı. Güneşe baktı ve yüzeyindeki lekeleri gördü. (Aslında güneş lekelerini O'ndan önce gözleyenler î vardı ama, Galile gözlemlerini daha etkili bir şekilde sundu ve bilim dünyasının dikkatini güneş lekelerine çekti.) Venüs gezegenin ayın evrelerine oldukça benzer evreleri (fazları) olduğunu izledi. Bu gözlem, Copernicus'un dünya ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri teorisini doğrulayan kanıtların en belirgin parçası haline geldi.

Teleskopun icadı ve sonucunda yapılan bir dizi keşif Galile'yi meşhur etti. Ancak Copernicus kuramım desteklemesiyle Kilise'yi karşısına aldı; 1616'da Copernicus hipotezini öğretmekten vazgeçesi buyuruldu. Galile bu kısıtlama altında yıllarca rahatsız yaşadı. 1623'te Papa öldüğünde yerine Galile'ye hayranlık besleyen bir kişi geçti. Ertesi yıl yeni Papa, Urban VIII, (biraz ikircikli de olsa) yasağın artık geçerli olmadığını ima etti.

Galile sonraki altı yılı ünlü eserini "İki Esas Dünya Sistemi Hakkında Karşılıklı Konuşma"yı yazarak geçirdi. Bu kitap, Copernicus teorisinin lehindeki kanıtlan ustaca ortaya koymaktaydı ve 1632'de Kilise sansür heyetinin izniyle basıldı. Buna rağmen kitap ortaya çıktığında Kilise yetkilileri öfkelendiler ve Galile, 1616'da getirilen yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle, hemen Roma engizisyon mahkemesinde yargılanmaya başlandı.

Seçkin bilim adamının kovuşturmaya uğramasının birçok kilise mensubunu üzdüğü de oldukça açıktır. Galile davasının dönemin Kilise hukukunun gözünde bile sorgulanması gereken bir yanı vardı ve nispeten hafif bir cezayla sonuçlandı. Hatta Galile hapse bile atılmadı, Arcetri'deki rahat evinde ev hapsine mahkum edildi. Teorik olarak ziyaretçi kabul etmesi tamamen yasaktı ama, bu hükmün uygulanması konusunda ısrarlı davranılmadı. Verilen tek diğer ceza, halkın önünde dünyanın güneşin etrafında döndüğüne ilişkin görüşünü geri almasının istenmesiydi. Altmış dokuz yaşındaki bilim adamı bunu halka açık mahkeme önünde yaptı. (Meşhur ve belki de apokrif sayılabilecek bir hikayeye göre, açıklamasını bitirdikten sonra Galile yere bakarak yavaşça "Hala dönüyor" diye fısıldamıştır.) Arcetri'de mekanik üzerine yazmayı sürdürdü. 1642 yılında burada öldü.

Galile'nin bilimin gelişmesine yaptığı muazzam katkı kabul edileli çok oldu. Önemi kısmen eylemsizlik kanunu, teleskopun icadı, astronomi alanındaki gözlemleri ve Copernicus hipotezini dahice ispatlaması gibi bilimsel buluşlarından dolayıdır. Ancak, bilimsel yöntemlerin gelişmesi konusunda oynadığı rol çok daha önemlidir, önceki doğa bilimci filozofların çoğu, Aristoteles'ten aldıkları işaretlerle, kalitatif gözlemler yapmış ve kavramları kategorize etmişler; fakat Galile kavramları ölçmüş ve kantitatif gözlemlerde bulunmuştur. Dikkatli kantitatif ölçümler o günden bu yana bilimsel araştırmanın en temel özelliği haline gelmiştir.

Galile'nin bilimsel araştırmaların deneylere dayandırılmasındaki rolü galiba herkesten daha büyüktür. Deney yapmanın gerekliliğinde ilk ısrar eden O'dur. Bilimsel sorunların, Kilisenin vaazları ya da Aristoteles'in önermeleri olsun, bazı yetkilere dayanılarak karara bağlanması görüşünü kesinlikle reddetti. Sağlam deneysel temellere dayanmayan karmaşık çıkarsamalara bel bağlamayı da kabul etmedi. Ortaçağ skolastikleri ne olması gerektiğini ve neden olduğunu enine boyuna tartışırlardı. Ama Galile gerçekte ne olduğunu belirlemek için deneyler yapılması gerekliliği üzerinde ısrar etti. Bilimsel görüşleri bu anlamda mistik olmaktan çok uzaktı, hatta kendisinden sonra gelen bazı bilim adamlarından, örneğin Newton'dan çok daha modemdi.

Galile'nin çok dindar bir adam olduğunu belirtmekte yarar olabilir. Yargılanmasına ve mahkum edilmesine rağmen ne kiliseyi ne de dini reddetmiş, sadece Kilise yetkililerinin bilimsel meselelerin araştırılmasını baskı altına almaya çalışmalarına karşı çıkmıştır. Sonraki kuşaklar haklı bir tutumla, Galile'ye, dogmatizme ve düşünce özgürlüğünün eldeki erk kullanılarak bastırılmasına karşı çıkışın bir sembolü olarak değer vermişlerdir. Yine de modern bilimsel yöntemlerin temellerinin atılmasındaki rolü daha önemlidir.

 

Kaynak: Michael H. Hart, Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100, Neden Kitap Yayıncılık, İstanbul, 2008, s. 76-80.

 Yazının pdfsi için tıklayınız.

  
467 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret772649
Saat