• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.

Anasayfa

Bugün başta dünyanın en büyük bir arşivi olan Başbakanlık Arşivi olmak üzere Türkiye arşivlerinde, milyarlarca yaprak tarihî vesika bulunmaktadır. Bu zenginlik, atalarımızın, Osmanlı Türklerinin yazılı kâğıda karşı gösterdikleri dikkât ve sevginin sonucudur. Osmanlı devlet teşkilâtında vesikaların ne kadar itina ile yazılıp korunduğu hakkında kısa bir fikir edinmemiz, bu iddiamızı ispat etmeye kâfidir.
24.09.2017
XIII. asrın ikinci yarısında Anadolu Selçuklularının idaresinde bulunan Türkiye devleti, tam bir çöküntü devresine girmişti. Yüzyılın sonlarında Selçukoğulları düşmek üzereydi ve onların Anadolu’yu birleştiren otoritesi yok olmuştu. Ülke, birçok Türk beyliğine ayrılmış, birliğini kaybetmişti. Anadolu Türkü’nün tek tesellisi, batıda, “uc” denen Bizans sınırındaydı. Enerjik Türk kitleleri buralarda uc beylerinin hizmetine giriyor, gaza ve cihâd üe ün ve bahtiyarlık kazanıyorlardı. Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarının büyük kısmı Türklerdeydi. Marmara’ya da erişileceğine, dünyanın en hassas noktası olan Boğazlara çıkılacağına hiç bir Türk’ün şüphesi yoktu. Bu işi başaran uc beyi, Selçukoğullarından boşalan büyük hakanlık tahtına oturmaya hak ve liyakat kazanacaktı.
24.09.2017
Osmanlıların menşei, bir hayli karanlıktır. Devletin kuruluşundan ancak belirli bir zaman sonradır ki açık ve kesin tarihî bilgilere malik olabiliyoruz. Bunun sebebi, ilk zamanlarda, o çağ tarihçilerinden hiç birisinin bu küçücük devlete önem vermemesi ve geleceğini tahmin edememesidir. Sonradan gelen tarihçilerin Osmanlıların ilk zamanlan hakkında yazdıklarının önemli bir kısmının uydurma olduğu, Türk ve Avrupalı tarihçilerin son çalışmalarıyla, kesin şekilde anlaşılmıştır. İlk devirler, hattâ umumî olarak İstanbul’un Fethi’nden önceki çağ hakkındaki bilgisizliğimizin bir sebebi de, 1402’-ye kadar toplanan Osmanlı devlet arşivinin, Timur istilâsında Bursa yağmalanırken yakılmış olmasıdır. Bundan dolayı, 1402’den önceye ait elimizde pek az resmî vesika vardır.
24.09.2017
Osmanlı devletinin Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerin sırlarından biri, “akıncı” denen askerî sınıfın varlığıdır. Bugünün “komando” larına karşılık olan akıncılar, düşmanın İktisadî ve manevî yapışım altüst ederek, savaşın kazanılmasında pek önemli bir rol oynarlardı. Türk akın tekniği şöyleydi: Akıncı ordusu, belirli yerlerde parçalara ayrılır, o parçalar gene belirli yerlerde daha küçük birliklere bölünerek yollarına devam ederlerdi. Her birliğin tahrip edeceği şehir ve kasabalar önceden kararlaştırılırdı. Dönüşte birlikler, gene belirli yerlerde fakat evvelce ayrıldıkları mevkilerde olmamak üzere birleşirler, birkaç birleşmeden sonra tekrar tek ordu hâline gelip Türk topraklarına dönerlerdi. Bu durum, düşman ülkesini dehşet içinde bırakır, yıldırımlar ve kasırgalar gibi esip geçen akıncıların nerede ve ne zaman bulundukları ve bulunacakları hakkında yüzlerce söylenti çıkardı.
24.09.2017
Milât’tan önce III. yüzyılda Teoman ve oğlu Mete çağında Türkler, büyük bir imparatorluk kurdular. Bu devlet, Büyük Okyanus ile Karadeniz arasında uzanıyor, Asya’nın bütün kuzey yansım kaplıyordu. Büyük Türk Hâkanlığı’nın Müslüman dinini kabul ettiği X. yüzyıla kadar 1.200 sene Türkler, sarsıntılı devirler geçirmekle beraber, Asya'nın kuzey yansındaki devletlerini ve hâkimiyetlerini devam ettirdiler. Böyle sürekli ve istikrarlı bir imparatorluğun varlığı, ticaret ve iktisat hayatına büyük bir » canlılık getirdi. Bu canlılık, Büyük Türk Hâkanlığı’nı ayakta tutan başlıca güç kaynaklarından biri oldu.
24.09.2017
10 Şubat 1560’da büyük bir armada Sicilya’dan hareket etti. Başta İspanya olmak üzere Almanya, Papalık, Malta, Toskana, Ceneviz gibi devletlerin donanmalarından meydana gelen bu armadada 200 gemi vardı. Forsalar dışında 30.000 asker taşıyordu. 22 yıldan, Preveze’den beri Hıristiyan âleminin çıkardığı en büyük deniz kuvvetiydi. 2 Martta Haçlılar, Tunus’un güneyinde bir Türk deniz üssü olan Cerbe adasına geldiler. Trablusgarb beylerbeyisi Turgut Paşa, durumu İstanbul’a bildirdi.
24.09.2017
Kapdân-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, son deniz seferine çıkmak üzere 28 Mayıs 1543’te İstanbul’dan ayrıldı. Kumanda ettiği Türk Donanmanda 154 parça savaş gemisi vardı. Seferin hedefi, Fransa’ya yardım etmek, bu devletin İmparator Şarlken tarafından yutulmasını önlemekti.
23.09.2017
Malazgirt zaferinden 10 yıl sonra Türkler, Marmara’ya eriştiler. İznik başkent olmak üzere Türkiye devleti buruldu. Anadolu’da Türkiye devlet-tinin kurulması ve dünyanın en enerjik milletinin Küçük-Asya’yı ikinci bir anayurt hâline getirmesi, Avrupa’yı dehşet içinde bıraktı. En büyük Hıristiyan devleti olan Bizans’ın da Türklerin eline geçeceğinden kimsenin şüphesi kalmadı. Hıristiyanlar, ne pahasına olursa olsun Türklerin Rumeli’ne atlamalarına engel olmak, hattâ onları Anadolu ve Akdeniz çevresinden de sürüp atmak istiyorlardı. Böyle bir hareketi ancak bütün Avrupa devletleri bir araya gelirlerse başarabilirlerdi. Papa, bu işe önayak oldu ve Bizans dahil bütün Hıristiyan devletlerini Türklere karşı birleştirdi. Bu suretle Türklere, Müslüman dininin savunulması görevi de düşüyordu.
24.09.2017
XVI. asır, korsanlığın bütün tarih boyunca en çok geliştiği çağdır, iki türlü korsan vardı: devlete bağlı korsanlar ve şahısları için denizlerde haydutluk yapan korsanlar, ilkine Fransızlar “corsaire” (korser), İkincisine “pirate” (pirat) diyorlardı. Türkçe’de “korsan” kelimesi, ilk mânada kullanılıyor ve karadaki “akıncı” sınıfının denizdeki karşılığı olan teşkilât için “korsan” deniyordu. Kelimede hiç bir küçültücü mâna yoktu. Eski tarihlerimiz “Barbaros ve Turgut yaman korsanlardı” şeklinde övgülerle doludur. Deniz hırsızı olan korsanlar, XVI. asır Türk dünyasında meçhuldü.
24.09.2017
XVI. asır sonlarında, Türklerin “Eflâk” dedikleri Güney Romanya'nın voyvodası Mihai, devlete isyan etti. Sadrâzam Sinan Paşa, 100.000 kişilik bir orduyla Romanya'ya girdi. Türk ordusu karşısında ezilmek istemeyen Mihai, Türkler ilerledikçe, geri -çekiliyordu. Sinan Paşa, Romen isyanım bastırdığım sanarak, geri dönmeye başladı. Satırcı Mehmed Paşa'yı, sadece 2.000 askerle Bükreş'te bırakmıştı.
24.09.2017
... 14 ...

 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret309612
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74035.7633
Euro6.53636.5625
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"