• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

Anasayfa

Büyük Fransız bilim adamı Antoine Laurent Lavosier kimyanın gelişmesinde en önemli kişidir. Paris'te doğduğu yılda, 1743'te; kimya bilimi, fizik, matematik ve astronominin çok gerisinde kalmıştı. Kimyacılar tarafından ortaya çıkarılmış olan tek tek birçok bulgu vardı ama bu dağınık bilgileri bir araya toplayabilecek uygun bir teorik çerçeve yoktu. O zamanlarda, hava ve suyun doğadaki temel maddeler olduklarına dair yanlış bir inanış vardı. Daha da beteri, ateşin mahiyeti tamamen yanlış bilinmekteydi. Bütün yama maddelerin içinde "flojeston" diye adlandırılan bir hipotetik madde olduğuna ve yama maddenin yanma sırasında "flojeston"u havaya saldığına inanılırdı.
25.10.2017
Dünyanın en etkili kişilerinin listesinde başı çeken kişi olarak Hz. Muhammed'i seçmem bazı okurları şaşırtabilir, bazıları da bu konuyu sorgulayabilirler ancak; O, tarihte hem dini hem de din dışı alanlarda üstün başarı göstermiş tek kişiydi. Mütevazı kökenlerden gelen Hz. Muhammed, dünyanın en büyük dinlerinden birini kurdu, yaydı ve son derece etkili bir siyasal lider oldu. Bugün, ölümünden on üç yüzyıl sonra, etkisinin gücü ve yaygınlığı hâlâ sürmektedir.
03.11.2017
Anthony van Leeuwenhoek; mikropları keşfeden adam, 1632'de Hollanda'nın Delft kasabasında doğmuştur. Orta sınıftan bir aileden gelmektedir ve hayatının büyük kısmını küçük bir memur olarak geçirmiştir. Leeuwenhoek'un büyük keşfi, mikroskopla gözlem yapmayı hobi olarak benimsemesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Tabii o günlerde insan bir dükkana girip bir mikroskop satın alamıyordu, dolayısıyla Leeuwenhoek kullandığı araçları kendisi yaptı.
25.10.2017
“Kapı tekrar açıldı. Gözlerim kendiliğinden kapıya çevrildi. Kapının önünde iki kişi vardı. Biri sağlık memuru biri de gardiyan. Hastaları soruyorlarmış. Yanımda Tatar Fethullah vardı. Sordum: “Ne dersin? Hastayım desem hastaneye çıkarırlar mı beni?" Adamcağız güldü; “Senin benzinde daha renk var, hastalan şimdi görürsün...” Koğuşta, özellikle kapıya yakın kerevetin altı hasta ile doluymuş. Tifüs, dizanteri, tifo ve göğüs hastalıkları en belli başlı olanlarıydı. Ama böylelerini çıkarıp bakmıyorlar; adeta ölüme terk edilmişler! Hazır, koğuş da bir karantina bölgesiydi zaten(?) Varsın burada ölsünler; çıkarıp ne yapsınlar(!) Kerevetlerin altından sürüye sürüye iki ölü çıkardılar. Kerevetlerin altındaki, sağlık memurlarına yalvaran diğer hastalara aldırış eden olmadı... ”
25.10.2017
Bir gün bir yayınevi sahibi benden âdâbı muaşeret kitabı yazmamı istedi, "ihtiyaç var, iyi satar." dedi. Kabul etmedim, "yazamam” dedim. Niçin yazmak istemediğimi ona izah ettiğim gibi, size de arz edeyim: Evvela âdâbı muaşeret bir görgü meselesidir; kitaptan öğrenilmez, yaşamak lâzım. Bu bir. İkinci sebebine gelince: Evet, belki âdâbı muaşeret konusunda sizden daha fazla şey biliyorum; ama her şeyi bilmiyorum. Yazacaklarım olsa olsa bir risale hacmi tutar. Romanlarımda ve diğer kitaplarımda Osmanlı âdâbı muaşeretini sık sık işledim. Pertev Beyin Üç Kızı, Pertev Beyin İki Kızı, Pertev Beyin Torunları, Vaniköyünde Fazıl Paşa Yalısı, Dersaadet, Edeb Yahu bunların başında gelir.
24.10.2017
Sivil esirler hususundaki en vahim tavır, hiç kuşkusuz İngiliz Hükümetinin kendi sınırları dâhilindeki tutumudur. Cepheden çok uzaklarda zannedilen şehirlerdeki günlük hayatına devam eden insanların kalplerine o güne kadar hiç akla gelmeyen ‘yeni’ bir korkunun tohumları saçılmaya başlanmıştı: “Kendi ülkesindeki, kendi şehrindeki, kendi sokağındaki; hatta yanı başındaki dairede oturan ve komşusu zannettiği çok tehlikeli bir düşman vardı!”
23.10.2017
İzmir’de, Kordondaki Kuronaridi gazinosunda yemek yiyordum. Yemeğin sonlarına doğru kapı açıldı; içeriye tanıdık bazı simalarla beraber Necâti denilen şeytan girdi. Bu adam vaktiyle Antalya’da da beni tanımış; kendisine görevde olduğumu söyleyerek ağzından söz almıştım. Yanındakilerin kulağına eğilerek bir şeyler fısıldadı. Diğerleri de kötü kötü bana bakmaya başlayınca vaziyeti anladım ve hemen hesabı ödeyip gitmeye davrandım. Grup da vakit geçirmeden içerdeki Yunanlı iki subayın masasına gidip beni göstererek konuşmaya başladılar.
21.10.2017
Suriye, stratejik önemine rağmen, bağımsızlığını aldığı 1936 yılından itibaren iç çekişmelerin sürdüğü sorunlu ülkelerden biri olmuştur. Fransa'nın 1936 yılında ülkeden çekilmesiyle birlikte darbeler dönemi başladı ve ülkede yirmi yıl içinde tam altı büyük darbe oldu. 1958-1961 yılları arasında, üç yıllık bir süre ile "Birleşik Arap Cumhuriyeti" adı altında Mısır ile birleşik bir devlet olarak hüküm sürdü. Ancak 1961 yılında "Suriye Arap Cumhuriyeti" adı ile tekrar uluslararası platforma bağımsız ve tek devlet olarak döndü. 1963 yılında ülkedeki tek siyasal parti olan Baas Partisi, yönetimi ele geçirdi. 1966’da ülkedeki en son darbeyi yapan Salih el-Cedid 1970 yılında devlet başkanlığını Hafız Esad’a devretti ve o zamandan bugüne (1999 yılı) Suriye’de “Hafız Esad” hüküm sürmektedir.
20.10.2017
Bu listede yer alan kişilerden çok azı büyük Yunan geometricisi Euclid kadar kalıcı bir üne sahiptir. Napolyon, Büyük İskender ve Martin Luther gibi kişilerin hayatta oldukları süre içinde O'ndan daha bilinir olmalarına karşın, uzun vadede Euclid'in ünü bu kişilerin ününü muhtemelen kat kat aşacaktır.
19.10.2017
Asıl adı Prens Siddharta olan Gautama Buda, dünyanın en büyük dinlerinden biri olan Budizmin kurucusudur. Siddharta, Hindistan'ın kuzeydoğusunda, Nepal sınırının yakınlarında bulunan Kapilavastu şehrinde hüküm süren bir kralın oğluydu. Gautama klanı ve Sakya kabilesinden olan Siddharta'nın M.Ö. 563 yılında, Nepal'in şimdiki sınırları içinde bulunan Lumbini'de doğduğu rivayet edilir. On altı yaşındayken aynı yaştaki kuzeniyle evlendi. Sarayın tantanalı ortamında yetişen Siddharta'nın maddi rahatlık anlamında hiçbir eksiği yoktu. Bununla birlikte derin bir doyumsuzluk içindeydi. İnsanlarının çoğunun yoksul ve sürekli ihtiyaç içinde olduklarını görüyordu.
19.10.2017
 9  ...

 
KPSS Sunuları yenileniyor. 

















Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret225947
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.03044.0466
Euro4.96364.9834
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"

eyoreselpazar.com