• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

Anekdotlar

Hz. Peygamber yol kenarında oturan bazı sahabileri görünce;


"Yol kenarlarında oturmaktan sakının"buyurdu.

Sahabiler; "Buraları bizim oturup konuştuğumuz yerlerdir"deyince;

"Eğer burada oturursanız yolun hakkını verin" buyurdu.

"Yolun hakkı nedir" sorusuna ise Allah elçisi şöyle cevap verdi:

"Yoldan gelip geçenleri seyretmemek, yoldan eza veren şeyleri kaldırmak, selâm almak ve emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l münker yapmak "

(Buhârî, Mezâlim, 22; Ebû Dâvud, Edeb, 12; Ahmed b. Hanbel, III, 36, 47, IV, 30).

  

Bu sebeple fetvaları verdim!”

Padişah Avcı Mehmed’in huzurunda, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ile Şeyhülislam Bursalı Mehmet Emin Efendi arasındaki konuşmayı okuyalım:

         Mehmet Efendi: ”Köprülü Mehmet Paşanın ölümü isabet oldu. Çünkü namuslu ve iktidarlı birçok adamların haksız yere kanının akıttı!”

         Fazıl Ahmet Paşa: ”Babam öldürdüklerini hep senin fetvanla öldürdü!”

         Mehmet emin Efendi: ”Ne yapayım şerrinden korkardım. Bu sebeple fetvaları verdim!”

         Fazıl Ahmet Paşa: ”Ya Allah’tan korkmayıp mahlûktan korkmak ilmi diyanete layık mıdır?” Deyince; Mehmet Emin Efendi şeyhülislamlıktan azledilerek Bursa’ya sürülmüştür.

YARALI BİR KUŞ

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar:

-Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?

Derviş kendini şöyle savunur: -Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı; o esnada kanadı kırıldı.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve şöyle der: -Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun.

Kuş kendini savunur: -Onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Ancak bu emre kuş itiraz eder: “Efendim, sakın böyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar: “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkarın. Çıkarın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.

 

Muaviye, Ali ve deve hikâyesi           

Bir gün Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Kûfe’den, bir Arap, devesiyle Şam'a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:

-  Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Kûfe’den gelen adam, "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye'ye yansımış.

Halk meydanda toplanmış... Muaviye, Kûfe'den gelenle Şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:

-  Bu dişi deve Şamlınındır!

Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:

-  Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?

Cemaat hep birlikte bağırmış:

-  Şamlınındır!

Kûfe’li şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:

-  Ey Kûfe’li, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve şenindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Kûfe’ye dönünce gördüklerini Ali'ye anlat ve de ki: "Ey Ali, Muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!"

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam95
Toplam Ziyaret243437
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"

eyoreselpazar.com