• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

Sonuca Odaklanma

Son 10 yıldır Milli Eğitim Bakanlarının sonuca odaklı yaklaşımlarından dolayı OKS-SBS odaklı Sınav Sistemiyle oynamaya dayalı bir eğitim yaklaşımı var. Amaç ne, bazı okullara sınavla öğrenci almak. Aslında sorun bir yerlere sınavla öğrenci almak iken, sınavı nasıl yapacağımıza  dönüşmüş durumda. Halbuki biz girdilerle uğraşmalıyız.Yani nasıl daha kaliteli bir eğitim verebiliriz. Sonuçları çok farklı ölçme araçlarıyla ölçebiliriz. Sonuçta üç aşağı beş yukarı aynı çıkar. Standart sapma aşağı yukarı aynı olur. Sayın Bakan hormonlu notlardan bahsediyor, ama getirilen bu sistemde adaleti sağlamayacak. Merkezi sınavla her türlü dersane özel ders imkanı olan öğrencilerle, köydeki öğrencileri aynı sınava tabi tutacaksın, bu mu adalet. Dolayısıyla bu çözüm değil. Önceden en azından köydeki öğrencinin notları daha toleranslı veriliyordu. Bu şekilde fırsat ve imkan eşitsizliği ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu, şimdi bu da olmayacak. Asıl sorun eğitimde fırsat ve imkan eşitliği. Bu sebeple çıktılarla değil, girdilerle uğraşmamız lazım. Bütün öğrencilerin aynı imkan ve fırsatlardan yararlanmasını sağlamamız lazım.
     Dersanelerin kaldırılması meselesine gelince, ihtiyacı ortadan kaldırmadan dersaneleri kaldırmak mümkün değil, dersaneler kalkar özel dersler çoğalır. Kaldı ki özel derslerle ilgili yasal bir düzenlemede yok. Yasak olmasına rağmen binlerce öğretmen özel ders veriyor. Dersaneler kalkınca bu daha da artacak. Kaldı ki dersaner binlerce kişiyi istihdam ettiği gibi, devlete de milyonlarca liralık vergi veriyor. Özel derslerde vergi alma ihtimali de zayıf. En azından şu anda alamıyor. Bu sefer özel derslerle ilgili sorunlar ortaya çıkacak. 
     O halde çözüm nedir? Bir, geçmişe dönüp bir bakmak lazım.İki gelişmiş Avrupa eğitim sistemine bakmak lazım. Geçmişe baktığımızda, en azından benim öğrencilik yıllarımda okuduğum ilçede bir tane düz lise, bir endüstri meslek lisesi, bir tane de imam-hatip lisesi vardı. Daha sonradan maalesef, anadolu lisesi, meslek liseleri anadolu bölümleri, bir ara süper liseler, anadolu öğretmen lisesi, fen lisesi adıyla ilk önce illerde daha sonra ilçelerde olmak üzere siyasi konjoktüre bağlı olarak okullar açıldı. Açılan bu her okula yeni bina, bir kısmına pansiyon binası ve lojmanlar ve diğer müştemilat gibi binalar yapıldı. Yani bir çok kaynak israfı. Hiç kimse de demediki ayrı ayrı okul türleri ayrı ayrı binalar pansiyonlar. Tabii ki kantarın topuzu kaçınca her yere  anadolu lisesi, anadolu öğretmen lisesi, fen lisesi ve dolayısıyla yüzbinlerce memleketinden ayrı yatılı öğrenci ve bunun getirdiği milyonlarca liralık ekonomik yük. Erbaa örneğinden hareket edersek, Erbaa'da 3 tane Aanadolu Lisesi, 1 tane Anadolu Öğretmen, 1 tane de Fen Lisesi ve bunlara 2 tane de pansiyon. Yaklaşık Endüstri Meslek Lisesi pansiyonunu da dahil edersek 150'şer kişiden 450 yatılı öğrenci. Ne gerek var bu kadar öğrenciyi ailelerin yanından alıp yatılı hale getirmeye. Bu kadar kaynağı boş yere harcamaya. Aklın yolun biirdir. Bu yatılılık işleriyle zaman harcamak ta cabası. O emeği eğitimin kalitesi adına harcasaydık daha verimli olmazmıy dı? 
    O halde yapılması gereken yapısal reformdur. Ortaöğretim Lise, Meslek Lisesi şeklinde ikiye ayrılır. Böylece ortaöğretime geçiş sınavı diye birşey kalmaz. Sadece ülke genelinde bırakacağımız 15-20 Fen Lisesi'ne okul kontenjanları dikkate alınarak sayısal derslerdeki notlar dikkate alınarak yerleştirme yapılır. Lise birinci sınıf ortak olur. Fen lisesi birinci sınıfını geçemeyen düz liselere kaydolur.  Bu kadarcık ta öğretmene güvenimiz olsun. Öğretmene güven duygusu yoksa öğrenciye bu duyguyu nasıl vereceğiz. (bu da ayrı bir sorun) Öğrencide öğrenmeye,kişisel gelişime odaklandırılır. Test kitaplarından başını kaldırmış olur. Testte tanıdığız tek ölçme aracı  (öğrenme aracı!)  olmaktan çıkar. Böylece kişisel sorunlarını çözmekten aciz, ancak en zor sayısal probleri çözen bir nesil yetiştirmekten de kurtulmuş oluruz. Çünkü çocuklarımız bütün mesaisini test kitaplarının başında geçiriyor. Ben böyle düşünüyorum, ya siz!
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret206962
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"