• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye

İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye

 

1. İkinci Dünya Savaşı’nda Türk Dış Politikası

Genç Türkiye'nin yöneticileri, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'na sürüklenerek nasıl ortadan kalktığını, Türk Ulusu'nun nasıl yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını unutmamışlardı.

Bu nedenle, ülkeyi yeni bir savaşın dışında tutmaya çalışmışlardır. Ancak, Almanya'nın 1930'lu yıllarda komşularına saldırması, İtalya'nın 7 Nisan 1939'da Arnavutluk'u işgal etmeye başlaması karşısında tedirgin olmuşlardır. Bunun üzerine Türkiye, İngiltere ve Fransa'ya yakınlaşmıştır.

Nitekim, 12 Mayıs 1939'da Türkiye ve İngiltere arasında, Türk-İngiliz Yardım Deklarasyonu, 23 Haziran 1939'da da benzer bir antlaşma Türkiye ve Fransa arasında imzalanmıştır. Türkiye, bu antlaşmaları Alman nazizmine ve İtalyan faşizmine karşı yapmasından dolayı, Sovyetler Birliği'nin bir zorluk çıkarmayacağını düşünmüştür.

Fakat, 23 Ağustos 1939'da Almanya-Sovyetler Birliği Dostluk Antlaşması'nın yapılması ve Polonya'nın Almanya tarafından işgal edilmesi, Türkiye'yi bir tehdit altında bırakmıştı.

Hatta, Sovyetler Birliği'nin Karadeniz'e kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemilerinin boğazlardan geçirilmemesini ve boğazlarda Sovyet askeri bulundurmak istediğini Türkiye'ye bildirmesi tehlikenin boyutlarını arttırmıştır. Türkiye, bu gelişmeler üzerine İngiltere ve Fransa ile eski antlaşmalarını açık bir ittifaka dönüştürmeye çalışmıştır.

19 Ekim 1939'da Türkiye, İngiltere ve Fransa, Ankara'da karşılıklı yardım antlaşması imzalamıştır. Buna göre;

• Bir Avrupa devletinin Türkiye'ye saldırması ve savaş çıkması halinde Fransa ve İngiltere'nin Türkiye'ye yardım etmesi,

• İngiltere ve Fransa bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa, Türkiye'nin bu iki devlet yararına tarafsızlık politikası izlemesi,

• Bu antlaşmanın uygulanması sonucunda tarafların savaşa girmesi halinde, mütarekenin ve barışın birlikte imza edilmesi gibi.

 Türkiye bu antlaşma ile,Sovyetler Birliği'nden tamamıyla ayrılmış ve Batılı devletlere yakınlaşmıştır. Türkiye, savaşın tüm dünyada genişlediği bir dönemde, 18 Haziran 1941'de Almanya ile on yıl süreli bir dostluk antlaşması yaparak manevra yapma alanını genişletmiştir.

Fakat, bu tarihlerde Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne saldırması dengeleri alt-üst etmiştir. Bu kez de Sovyetler Birliği, Türkiye'nin savaşa girmesini istemiştir. Nitekim, 30-31 Ocak 1943'te Churchill ve İsmet İnönü, Adana'da buluşarak Türkiye'nin savaşa girip girmeme konusunu tartışmışlardır.

Adana Konferansı da denilen bu buluşmada, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Türkiye'nin savaşa girecek silah ve malzemeye sahip olmadığını ve İngiltere'nin bu donatımı tamamlaması halinde savaşa gireceğini ileri sürmüştür. Savaş devam ettikçe Müttefik Devletlerin Türkiye'yi savaşa sokma konusundaki ısrarlarını arttırmışlardır.

Nitekim, İsmet İnönü, Roosevelt ve Churchill, 4-6 Aralık 1943'te İkinci Kahire Konferansı'nda bir araya gelerek, Türkiye'yi savaşa sokma konusunu tartışmışlardır. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Türk Ordusunun donatımının tamamlanması halinde 1945 yılının Şubat ayında savaşa girileceğini belirtmiştir.

Türkiye, savaşın Almanya'nın aleyhine gelişmeye başladığı dönemde 2 Ağustos 1944'te Almanya ile siyasal ilişkilerini kesmiştir. 23 Şubat 1945'te de Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir. Türkiye, bu tutumuyla da Birleşmiş Milletlerin kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

Kısaca, Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nda tarafsız bir politika izlemiş, fakat bu politikasını denge esasları üzerine oturtmuştu.

 

2. Savaşın Türkiye’ye Etkileri

- Ülke kaynakları savunma harcamalarına ayrıldığı için halk ağır ekonomik şartlarla karşı karşıya kaldı.

-Mal stoklamanın artması dolayısıyla devlet fiyatlara müdahale ederek narh koydu. (devlet fiyatları belirledi.)

1940 yılında Milli Korunma Kanunu ile hükümet ekonomik hayata müdahale etti.

Petrol Ofisi  ve Et ve Balık Kurumu gibi bazı kurumlar oluşturuldu.

- 1942 yılında şehirlerde karne uygulamasına geçildi.

-Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi kurumlar oluşturuldu.

- 1942 Temmuz’unda hükümet malların stoklanarak piyasadan çekilmesini engellemek amacıyla piyasa üzerindeki denetimini azalttı.  

-Karaborsa ve haksız kazanç arttı.

-Aşırı ve vergilendirilemeyen kazançlar için Varlık ve Toprak Mahsulleri Vergisi konuldu. (Varlık Vergisi kanunu 11 Kasım 1942’de kabul edildi.

-2.”Beş Yıllık Sanayi Plan” uygulanamadı.

-Sanayi ve tarım üretiminde düşüş yaşandı.

-Sermaye birikiminde sorun yaşandı.

-Savaşa rağmen devlet harcamalarının bir kısmı eğitime harcandı.

-Köy enstitüleri kuruldu.

-Savaşın olumsuz şartları edebiyata da yandı.

-Garip akımı ortaya çıktı.

-Radyo yayınları yaygınlaştı.

-Hafız Burhan, Sadettin Kaynak gibi pek çok sanatçı plaklarında türkülere yer verdiler.

-1940 yılında İstanbul Konservatuarı açıldı.

-Sadettin Kaynak başta olmak üzere çok sayıda bestekar türkü formunda besteler yaptılar.

-Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri gibi sanatçılar radyo programları ve taş plaklarla tanındı.

  
106 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam115
Toplam Ziyaret1339965
Saat