• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

Kitap Okuma

OKUMAYI SEVMEK

 

‘’Oku ! Yaratan Rabbinin Adı ile Oku. ‘’  Alak suresi 1. Ayet

                                

‘’Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!’’  Kur’an-ı Kerim Zümer Suresi, 9

 

DÖRT DAKİKA İÇİN BİLE OLSA OKUYABİLMEK



Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken, bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya çalışıyordum. Yürüyen merdivenlerle metro istasyonuna indim. Trenin gelmesine iki üç dakika vardı. Bu treni kaçırırsam, on dakika daha beklemem gerekecekti ve dersime geç kalacaktım. Adımlarımı sıklaştırmaya, neredeyse koşmaya başladım. Elimde çanta olmasa, belki de koşacaktım.

 

   Metroda, benimle aynı yönde ilerleyen birisinin elindeki uzunca değnekten çıkan, “tak, tak, tak” sesleri, telâşımı ve kafamdaki düşünceleri birden unutturdu. Belli ki, onun da acelesi vardı. Sırtındaki büyükçe çantası ve elindeki değneği ile, neredeyse benim kadar hızlı adımlarla ilerliyordu. Biraz dikkatlice bakınca, bu kişinin bir bayan ve aynı zamanda ‘görme özürlü’ olduğunu anladım. Kendi kendime, “Acaba onun telâşı neden?” diye sordum. Belki de dünyayı hiç görmemişti. Özürlü hâliyle tek başına ilerlese de; tavırları ve yürüyüş şekli ona, kendisine çok güvenen bir insan görünümü veriyordu. Acaba acele bir işi mi vardı?

 

Bir anlık her şeyi unuttum. Sanki her şey ağır çekimdeymiş gibi hareket etmeye başladı. Onun, değneğiyle sağını solunu kontrol ederek önüne çıkabilecek engelleri anlaması, kendine yol açması, belki de yaşama azminin bir göstergesi idi. Merdivenlere yaklaştığımızı hissettim. “Acaba merdivenlerden inerken kendisine yardım etsem mi?” diye düşünürken, o merdivenlerden inmeye başladı. Sanki dünya dümdüz olmuş, karşısında hiçbir engel kalmamış gibi merdivenlerin sonuna geldi. Acaba, değneğinin ucunda onu yönlendiren bir şey mi vardı, ya da bu bayan bir şaka mı yapıyordu? Kafamdaki düşünceleri toparlamaya çalışırken, metronun durağa geldiğini fark ettim.

 

 Merakım beni bu bayanın yanına çekti ve onunla aynı kompartımana bindim. Oturduğu koltuğa iyice yerleştikten sonra, değneğini katlayıp hızlı bir şekilde çantasının ön bölmesine koydu. Çantasının başka bir bölmesini açarak, büyükçe bir şeyi çıkarmaya çalıştı. Acaba bir walkman veya yiyecek-içecek gibi gibi bir şey mi çıkaracak diye düşünürken, kalbimden de acıma duygularının yükseldiğini hissettim. Belki de dünyayı görmeyi ne kadar çok istiyordu; ağaçlar, evler, araçlar, insanlar ve gözler... Görecek o kadar çok şey vardı ki...

 

 

 O an için kendimi çok ayrıcalıklı hissettim. Göz, dünyaya açılan bir pencereydi ve ben onların kıymetini fazla bilmiyordum. Ama ne kadar çok şey ifade ettiklerini o bana anlatıyordu.

 Bayanın, çantasından çıkardığı kalınca, kitap türü bir şeyin gözüme ilişmesiyle bu düşüncelerimden sıyrıldım. Acaba o çıkardığı bir katalog muydu diyecektim ki, onun görme özürlü olduğu aklıma geldi. Derken sayfaları karıştırıp, parmaklarının uçlarıyla yoklayarak bir yerde durdu. Her hâlde aradığı sayfayı bulmuştu. Hemen sağ elinin işaret ve orta parmaklarını kabarık işaretler üzerinde gezdirmeye başladı.

 

Kitap okuyordu... Fakat o görmüyordu ki... Birkaç saniye daldım... Kitap okumak yalnızca görenlere has bir şey değil miydi? Anladım... Artık o gözleriyle değil kalbiyle, duygularıyla, ruhuyla okuyordu... Ve kendimden utandım. Aylardır çantamda taşıdığım ve üç beş sayfanın dışında pek okumadığım kitap geldi aklıma ve yıllarca hiç kitap okumayanlar.

 

Keşke onlar da, insanı düşündüren, hatta utandıran şu görüntüye şâhid olsalardı.

 Dünyada milyonlarca insan var... Ama okumak... Neden ben... Aniden kesik kesik düşüncelerimden sıyrıldım. Bir sayfayı okuyup bitirmiş ve diğer bir sayfaya geçmişti. Parmaklarını kabarık işaretler üzerinde ustaca gezdirmesinden, bu işe yatkın birisi olduğu anlaşılıyordu. Demek ki, iyi bir okuyucu idi.

 

Ama ne okuyabilirdi ki? Binlerce kitap, dergi ve gazetenin, görme özürlü olanlar için günlük, haftalık olarak hazırlanması belki de mümkün değildi.

 

Anonsun uyarısıyla, ineceğim durağa geldiğimi anladım. Daha dört dakika geçmişti ve bu kadarcık kısa bir sürede dahi kitap okumak çok önemliydi. Bana bu dersi veren görme özürlü o kadın da, kitabını çantasına koymaya ve durakta inmeye hazırlanıyordu. Az sonra tren durdu. Önce onun inmesini bekledim. Değneği ile onca insanın arasından “tak... tak... tak...” sesleriyle ilerliyordu. Arkasından birkaç saniye baktım ve sanki değnekten çıkan o tak tak’lar beynimde, “oku... oku... oku... ve şükret” diye yankılanıyordu...

 

Okumadan geçen bir gün, yitirilmiş bir gündür.                                   

J.P. Sartre

 

Okumadan tekamül etmek (gelişmek) isteyene şaşarım.

                    

Abdullah ibni Mübarek

1995 YILINDA KİTABA KİM NE KADAR PARA VERMİŞ BİLMEK İSTİYORMUSUNUZ.

 

             KİŞİ BAŞINA

Norveç’li                    137 Dolar.

Alman                         122  Dolar

Belçika’lı                               100  Dolar

Avusturya’lı              100 Dolar

Güney Kore’li                      39 Dolar

İspanya’lı                              39 Dolar

Dünya Ortalaması  1,3 Dolar

Türkiye’li                  0.45 Dolar( 45 Sent)

 

 

 

KİTAP OKUMAK İÇİN

Türk’ün ayırdığı zamanın;

300 katını bir norveçli ayırıyor.

210 katını bir Amerika’lı ayırıyor.

87  katını bir İngiliz ayırıyor.

87 katını bir Japon ayırıyor.

Dünya ortalaması bile bizim                                   ayırdığımız zamandan 3 kat fazla..!

 

KİTAP OKUMAMIZDA PROBLEM VA A A AR...!

 

  Yalnız kitap toplamakla yetinip, onları okuyup anlamadan, ‘’şu kadar kitaba sahibim’’ diye övünmek, çekmeceleri parayla doldurup kilitlemekten farklı bir şey değildir.                     

                                            Biruni

  1986 Yılı Raporu 50 MİLYONLUK TÜRKİYE’DE BASILAN KİTAP SAYISI 9 MİLYONLUK YUNANİSTAN’DA BASILAN KADAR

 

  1997 Yılında ALMANYA’DA SEKSENBİN KİTAP BASILIRKEN TÜRKİYE’DE

BASILAN KİTAP SAYISI ALTIBİN CIVARINDA

 

  Okulda okudukları ile yetinenler, yalnız mürebbiyeleriyle (kadın çocuk bakıcısı, eğitmen, dadı) konuşabilen çocuklara benzer.

                                                  Voltaire

Montesquieu (Monteskiyö) , yazılarını okutmak için verdiği bir arkadaşına şöyle demişti:

   - Sen şimdi bu yazıları, birkaç saat içinde okuyup bitireceksin.

    Fakat inan ki, bu iş, bana saçlarımı ağartacak kadar uzun ve yorucu çalışmaya maloldu.



KİŞİ BAŞINA DÜŞEN KİTAP

(Bir yılda basılan kitap sayısına göre)
İsrail        1169 kişiye bir kitap
Almanya  1022 kişiye bir kitap
Japonya     600  kişiye bir kitap
Türkiye 10.600 kişiye bir kitap

1990 SENESİNDE İRAN’DA 6289 KİTAP BASILMIŞ

1992 SENESİNDE TÜRKİYE’DE 6151 KİTAP BASILMIŞ

BU SAYI 2000 TÜRKİYE’SİNDE DE PEK FARKLI DEĞİL

 

Bir Japon bir yılda ortalama  25 kitap okuyor.

Bir İsviçre’li yılda ortalama  10 kitap okuyor.

Bir Fransız yılda    ortalama   7 kitap okuyor.

Türkiye’de 6 Türk’e yılda bir kitap düşüyor.

Halen Yurdumuzda 95 kişiye bir kahvehane,

65.000 kişiye bir kütüphane düşüyor.

 

 

 

EMNİYETLİ (!) ADAM

Koca Ragıp Paşa kendi adıyla bir kütüphane kurmuş ve bütün kitaplarını vakfetmiş.

   Kütüphanenin bakımı ve korunması içinde bir memur tayin etmiş. Bir gün aniden ziyarete giden Paşa, kütüphaneyi tozlar içinde bulunca memura şöyle demiş:

   Seni tebrik ederim evladım! Doğrusu, çok emniyetli bir adammışsın. Sana teslim edilen şeylere elini bile sürmemişsin!

 

Kitap, cepte taşınan bir çiçek bahçesidir.

                                Afrika Atasözü

                                                   

Okuma zevkini kazanmayanın öğretimi yarıda kalmıştır.

                                                          

P.Pecaut

Milli Eğitim Bakanlığının 1993 yılında yaptırdığı bir ankette niçin kitap okumuyuruz sorusuna verilen cevaplar:

%50,2 kitap okuma alışkanlığım yok,

%16,6 yeterince zamanım yok,

%10,6 Boş zamanım çok yoğun geçiyor.

%10,5 T.v. Video... Tercih ediyorum,

%4,6 kitap fiyatları pahalı,

%3,4 derslerim çok yoğun,

%1,9 diğer sebepler ve geriye kalan cevapsız.

İnsanın gayesine ulaşabilmesi için bilgi ve hüner lazımdır. Bunun için de başını eğip okumak ister.

 

Bu baş eğme, insana altın taçtır.

                                               Şeyh Galip

Türk Toplumunun ekonomik, sosyal ve siyasi şartlarında fevkalade değişiklikler olmasına rağmen, Kitap, dergi ve gazete okumada problemlerimiz devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığının 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre: Gençlerin;

% 61 i son bir ayda hiç kitap okumamış,

%13.4 ü son bir ayda bir kitap okumuş,

Ülkemizde okumaya aday Üniversite Gençleri arasında Kitap okuma oranı % 37.1 dir.

 

Çocuklarınızın yarın söz sahibi olmasını istiyorsanız,  daha bugünden onlara iyi kitaplar  hediye edin.                                        Hz.Ali

 

Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu hüsrandır.  

                               

  Ovidius

Bir vücut için egzersiz ne ise, zihin için de okumak odur.

                                            Joseph Addison

 

 

 

 

KAÇ KİŞİ GAZETE OKUYOR


(Dünyada Gazete okumada Türkiye yine en kötüler arasında)


Bin NORVEÇ’liden  558 i Gazete okuyor.

Bin    JAPON’dan     557 si Gazete okuyor

Bin      FİNLİ’den    445 i Gazete okuyor

Bin İSVEÇ’liden         430 i Gazete okuyor

Bin KOSTARİKA’lıdan 412 Gazete okuyor.

Bin ARJANTİN’liden 62 si Gazete okuyor

Bin TÜRK’ten             61 i Gazete okuyor.

Bin ÇİN’liden              36 sı Gazete okuyor

Bin UKRAYNA’lıdan   3 ü Gazete okuyor

 

Türkiye’de verilen bunca promosyonlara rağmen hala gazetelerin toplan trajı istenilen seviyeye gelmiyor.

Günlük Gazete  trajı Türkiye’de     3 milyon

Günlük Gazete trajı Japonya’da    68 milyon

A.B.D  de                                            63 milyon

 

Kitaptan daha iyi bir arkadaş yoktur. 

                                   Katip Çelebi

 

  Sadece iyi kitaplar okumakla yetinmemeli, başkalarının bizi örnek alacakları iyi bir kitap gibi olmalıyız.

                                 Geoffrey Fenton

Hiçbir gemi, bizi bir kitap kadar uzaklara götüremez.    
                         Emily Dickinson

     SİGARA PARALARI !!!...

 

Kitap bulunmayan bir evde doğdum. 1953’ten beri ‘’SİGARA PARALARINI KİTABA VERDİM’’ Onlarca eser yazıp, yüzlerce konferans verdim. Çok şükür dostlarla paylaşacak kadar kütüphanem de kitaplar var.

                                     HEKİMOĞLU İSMAİL

Bu gün iyi kitaplar oku,sonra zamanın olmayabilir.  

                                     Charles Burney

Öğrencilerine okuma arzusu aşılamayan bir öğretmen, soğuk demiri döven demirci gibidir.

                                            Horace Mann

    ‘’Bir dostu Carlyle’a sorar:

     -Bu kadar kitabı nasıl biriktirdiniz?

     -Carlyle’nin cevabı:

     -Bu kütüphane benim her günkü tütünümdür!

    -Ne demek istediğinizi anlamadım?

    -O günden beri başkalarının tütüne verdiği parayı ben kitaplara verdim.’’

                                                                 CARLYLE

Bir insan ne kadar çok kelime bilirse zekasını o ölçüde kulanmış olur.

                                                    Namık Kemal

 

Okumadan geçen üç günden sonra, konuşma tadını kaybeder.


                                     Çin Atasözü 

Allah’ım! Bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver.
                                    

 Konfüçyüs 

               KENDİNİZİ TEST EDİN,

Gazete okuyormusunuz?

Elinize daha çok kitap mı, yoksa TV’nin kumandasını mı alıyorsunuz?

Alış-verişler de, kitapçılara da uğruyor musunuz? Yoksa gözünüz renkli vitrinlerde mi?

Kitapçılara sık sık gidiyor musunuz?

Yatakta veya otururken kitap okumayı seviyor musunuz?

Dostlarınıza hediye alırken, kitap almayı düşündünüz mü?       

 

 OKUMA ALIŞKANLIĞINDA ÖLÇÜLER

 

1- Çok okuyan okuyucu :

     1 yılda  21 ve daha fazla kitap okuyan kişi.

2- Orta düzeyde okuyan okuyucu :

     1 yılda 6-20 arası kitap okuyan kişi.

3- Az okuyan okuyucu :

     1 yılda 1-5 arası kitap okuyan kişi.

4- Okuyucu olmayan :

     Hiç kitap okumayan kişi.

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam75
Toplam Ziyaret258694
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"