Kars Kalesi ![]() KARS KALESİ
Kars ili, Doğu Anadolu’yu Kafkasya’ya bağlayan tarihi ipek yolu güzergâhı üzerinde bulunan kadim bir şehirdir. Bölgede Karasal bir iklim görülmekte olup deniz seviyesinden yüksekliği de 1750 m’dir. Aras Nehri ile birleşen Arpaçay’ın bir kolu olan Kars Çayı, şehrin batı ve kuzey batı istikametinden geçmektedir. Şehir, Kars Çayı vadisiyle yüksek bir platodan ayrılmış yüksek bir tepe ile bu tepenin eteklerinde kurulmuştur. Şehrin eski yapıları Kars Çayı’nın açtığı derin vadinin kenarında ana merkezini Kars Kalesi’nin oluşturduğu bölgede bulunmaktadır.1878 yılından sonra Kars’ın kuzeyinde yer alan ovaya doğru yeni mahalleler ve meskenler kurulmuştur. Şehrin isminin menşei üzerinde çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre Doğu Anadolu’da Part hâkimiyeti döneminde Dağıstan’dan getirilip bölgeye yerleştirilen Bulgar- Valendur Türklerinin Karsak boyu ile ilişkili olduğu belirtilirken, diğer bir görüşe göre şehrin Ermenistan-Gürcistan hududunda bulunması sebebiyle Gürcüce kapı anlamana gelen kari ( kapı) kelimesi ile ilişkilendirilerek karis-kalaki (kapı şehri) anlamına geldiği yönündedir. Batlamyus, Kars’ı “Khorsan”, Strabon ise “Khrozene” şeklinde ifade etmiştir. Bizans kaynaklarında Kars ismine ilk defa Konstantinos Porfirogennetos’un eserinde görülmüş ve bu isim ortaçağ Arap kaynaklarında da aynı şekilde kullanılmıştır. Osmanlı kaynaklarında Kars adıyla isimlendirilmiştir. Kars Çayı’nın geçtiği derin bir boğazın üzerinde şehre hâkim bir mevkide kurulan kalenin mimari özellikleri de ilk defa Urartular döneminde ortaya çıktı. Doğu- Batı ticaret ağının bölgeden geçmesi askeri seferlerin kavşak noktasında bulunması kalenin sürekli tahkim ve takviyesini elzem haline getirmişti. Kars ve çevresi sırasıyla Hurri, Urartu ve İskit, Pers ve İskender devletlerinin sultası altına girdikten sonra 429 yılında Sasani hâkimiyetinde Divin Şehriyle birlikte Ararat eyaletinin iki şehrinden biri oldu. Doğu Anadolu serhaddinde bulunması ve ihtiva ettiği jeopolitik konumu sebebiyle Bizans ve Sasani imparatorluklarının mücadelesine sahne oldu. Sasani hükümdarı II. Hüsrev tahta çıkabilmek için Bizans İmparatoru Mauricius’tan yardım istedi. Mauricius’un askeri yardımda bulunması üzerine II. Hüsrev Sasani tahtına çıktı. Bu yardım mukabilinde 591 yılında yapılan antlaşmayla Kars ve çevresi Bizans’a terk edildi. Müslüman Arap Ordusu’nun bölgeye ilk defa gelmeleri Halife Osman döneminde gerçekleşti. Halife Osman bölgenin fethi için 646-47 yılında Habib. b. Mesleme‟yi 8.000 kişilik bir orduyla görevlendirdi. Müttefik Bizans-Ermeni ordusu yenilgiye uğratıldı. Bölgenin kontrolü Müslüman Arap Ordusuna geçti. Ermeniye bölgesinin merkezi Divin ele geçirildi. Abbasiler döneminde bölgenin hâkimiyeti için Hazarlarla mücadele edildi. Hazar hakanı, As-Tarhan komutasında bir orduyu 764 yılında göndererek İslam ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. 771 yılında ise Ermeni krallarından biri olan Müşeğ Erzurum’dan Kars’a gelerek Kars yakınlarında bir çiftlikte konaklayan 200 kişilik bir Müslüman ordusunu yok etti. Müslümanların intikam alacağını düşünen Müşeg, Kars Kalesi’ni tamir etti. Kars Kalesi’nin öncekilerden farklı olarak esastan bir tadilat görüldüğü düşünülmektedir. Ermeni Kralı Agot Pakraduni, Kars ve çevresini yönetmesi için 885 yılında Abas adında bir kral atamıştı. Kral Abas‟ın yönetim merkezi Kars Kalesi’ydi. Kalenin içinde bir şatosu vardı. Gelen misafirler bu şatoda ağırlanmaktaydı. Abbasi Türk komutanlarından Muhammed-el Afşin 898 yılında Kars Kalesi’ni ele geçirdi. Kral I. Simbat yenilgiye uğratılarak ailesi ve birçok Ermeni prensini Divin’e gönderdi. Kars, Bagrat Kralı Abbas döneminde (928-952) krallığın merkezi oldu. Ardından kalenin büyütülmesi ve berkitilmesi inşasına bağlandı. İç kale ve iç kaleyi çevreleyen dış kale olmak üzere iki hat üzerinde bina edildi. Ayrıca bölgenin Selçuklu hâkimiyetine geçmesinden sonra varoş denilen sur vücuda getirilerek dış mahallelerin bulunduğu bir yapı ortaya çıktı. Selçukluların ilk defa Kafkasya’da faaliyet göstermeleri 1018-1021 tarihleri arasında olmuştur. Çağrı Bey komutasında 3.000 kişilik bir ordu Van Gölü ve çevresinde çeşitli akınlarda bulunarak Azerbaycan’a doğru hareket etti. Mahalli unsurları yenilgiye uğrattıktan sonra kardeşi Tuğrul Bey’in yanına döndü. Tuğrul Bey, Bizans Devleti’ne karşı 1054 yılında Anadolu seferine çıktı. Malazgirt’e geldiğinde Anadolu’nun muhtelif bölgelerinin alınması için ordusunu üçe kola ayırdı. Selçuklu ordusunun bir kolu Kars’a geldi. Kutalmış-Bek, Arpaçayı boyundan batıya geçerek, (M.Ö. 130 yıllarında Dağıstan dan gelen ve bugünkü "Karaçay-Balkarların bir kolu olan "Bulgarların Vanand Boyu’nun yerleşerek ad verdiği) "Vanand" bölgesine girdi ve buranın merkezi Kars'ı kuşattı. Vanand-Bagratlı kıralı Gagık-Abbas (1029- 1064), Kars'ın "İç kalesine çekilerek canını ve haremiyle hazinelerini kurtardıysa da, 6 Ocak 1054 te "Yılbaşı-Yortusu’nda Kutalmış, Kars Şehri'ni alarak, yağmaladı, müdafilerini kırdırdı; sonra da birçok tutsaklar alarak, geri dönüp, Azerbaycan'a doğru gitti. Sultan Alpaslan, 1064 yılında müstahkem bir kale olan Ani’yi aldı. Bu fetih İslam dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Kars prensi Gagik, Alpaslan’ı Kars‟a davet edip tabiiyetini bildirdi. Alpaslan’ın vefatından sonra oğlu Melikşah tahta çıktı. 1076 yılında Gürcistan’a sefer düzenleyerek bölgenin idaresini Emir Savtekin’e verdi. Fakat Emir Savtegin bölgede başarılı olamadı. Gürcü kral Giorgi ile yaptığı savaşı kaybetti. Kars’taki Bizans generali Grigol, müstahkem şehri ve civar bölgeleri krala verdi. Melikşah bunun üzerine Emir Ahmed’i bölgeye gönderdi. Erran’a gelen Emir Ahmed 1080 yılında Gürcü kralını ağır bir mağlubiyete uğrattı. Kars ve civar bölgelerde Hristiyan hâkimiyetine son verdi.20 Gürcü kralı II. David’n 1124 yılında müttefik Kıpçaklarla birlikte hareket ederek Ani, Pasin, Ardahan, İspir, Çıldır ve Göle kalelerini idaresi altına aldı. Ancak Şeddadlı Emiri Fadlun 1 yıl sonra Ani Kalesi’ni geri almaya muvaffak oldu. Gürcü kraliçesi Tamar döneminde Gürcü ordusu Kars’ı ele geçirdi. Kraliçe, şehri Gürcü komutan İvan’a bıraktı. Bunun üzerine Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah, 1202 yılında Gürcistan seferine çıktı. Ancak Gürcü Ordusu karşısında Micingerd de yapılan savaşı kaybetti. Kafkas Bölgesinin kilidi konumunda bulunan Kars şehri, 1207 yılında yeniden Gürcülerin eline geçti. Kraliçe Tamar, oğlu Laşa Giorgi’ye Kars’ın idaresini verdi. Kafkasya, 1236 yılında Moğolların istilasına uğradı. Gence ve Gürcistan tahrip edildi. Moğol komutanı Çormagan 1239 yılında Ani ve Kars şehirlerini zapt etti. Kars, 1336 yılında İlhanlı, 1356 yılında kısa bir süre Altın Orda sultasına girdi. 1358 yılında Celayir, 1380 yılında ise Karakoyunlu Devleti’nin hâkimiyetine geçti. Timur, 1386 yılında Nahcivan yoluyla Gürcistan’a girdi. Kars Kalesi’ni büyük bir tahribata uğratarak ele geçirdi. 1386 kışında Tiflis’i kuşattı.26 Timur’un 1405 yılında ölümünden sonra Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Kars’ta tekrar hâkimiyetini tesis etti. Kars ve çevresi 1406- 1468 yılları arasında Karakoyunlu hâkimiyetinde kaldı. Ardından Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, 1468 yılında Kars’ı ele geçirdi. Akkoyunlu Devleti’nin yıkılması üzerine bölge Safevi egemenliğine girdi. Safevi hâkimiyetinde Kars ve yöresi ağır tahribatlara uğradı. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında Safevi hükümdarı Şah İsmail’i Çaldıran Savası’nda ağır bir yenilgiye uğrattı. Yavuz Sultan Selim bu savaştan sonra Kars’ta konakladı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Kafkasya üzerinde Safevi Devleti ile mücadele edildi. Şah İsmail’den sonra iktidara Şah Tahmasb geçmişti. Kanuni Sultan Süleyman, Safevi Devleti üzerine sefere çıktı. Sivas, Erzincan ve Tercan üzerinden Erzurum’a geldi. 1534 yılı Temmuz başında Çoban Köprüsü’nde Oltu, Pasin ve bazı Gürcü beyleri sultana itaatlerini sundular. Gürcistan ve Şirvan’ın kapısı konumunda olan Kars Kalesi’nin tamiri için Pasin Sancağı Ali Bey, Erzurum Yeniçeri Kethüdası Osman Bey ve Gürcü beyleri tayin edildi. Kanuni Sultan Süleyman’ın geri çekilmesini fırsat bilen Şah Tahmasb yeniden saldırıya geçti. 25 Ağustos 1548 yılında Safevi kumandanlarından İsmail Mirza’nın birlikleri Kars Kalesi’ne saldırdı. Amasya, Sivas, Tokat, Akşehir, Erzincan, Bayburt, Tercan ve Erzurum gibi yerlerden getirilen 5.000 ırgat ve inşaat ustası Kars Kalesi’ni tamir etmekteydi. İsmail Mirza, kale komutanı Osman Çelebi ve maiyetinde bulunan 600 adamını katletti. Kars Kalesi’ni bozup yıktırdı. Şah Tahmasb’ın Doğu Anadolu üzerinde kışkırtıcı siyaseti ve serhat kalelerine saldırması üzerine Kanuni Sultan Süleyman yeniden sefere çıktı. Safevi Ordusu üzerine Ahmed Paşa tayin edildi. Kanuni Sultan Süleyman, 5 Temmuz 1554 tarihinde Kars’a geldi. Burada 5 gün kaldı. Şah Tahmasb’a kışkırtıcı bir mektup göndererek savaşa davet etti. Ardından Erzurum’a gelen Osmanlı sultanı Erzurum’un Ilıca menzilinde Veziriazam Ahmed Paşa tarafından karşılandı. Safeviler ikinci defa Kars Kalesi’ni tahrip etmek için harekete geçtilerse de Ahmed Paşa’nın hücumu üzerine geri çekilmek zorunda kaldılar. 1555 yılında Safevi Devleti ile yapılan Amasya Antlaşması’ndan sonra Kars Osmanlı Devleti’nde kalmış ve Erzurum Eyaleti’ne bağlı sancak statüsünde yer almıştı. Safevi hükümdarı Şah Tahmasb’ın 1576 yılında ölümünden sonra tahta oğlu II. İsmail geçmişti. Ancak Şah II. İsmail, Osmanlı Devleti ile barış siyasetini terk etti. Sınır boylarında bulunan kimi beylere mansıplar verdi. Ancak II. İsmail‟in saltanatı uzun sürmedi. Onun yerine gözleri görmeyen Muhammed Hudabende tahta çıktı. Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa, Ocak 1578 yılında bir mektup göndererek Safevi Devleti'nin içinde bulunduğu karışık durumdan istifade edilmesi gerektiğini bildirdi. Sokullu Mehmed Paşa geçmişte Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan seferlerden bir netice alınamadığını padişaha bildirerek seferden vazgeçirmeye çalıştı. İran alınsa bile halkının Osmanlı idaresini benimsemeyeceğini bildirdi. Bu görüşe rağmen Safevi Devleti’ne harp ilan edildi ve Erzurum serdarlığına Lala Mustafa Paşa atandı. Kırım Hanı Mehmed Giray ile kardeşi Adil Giray, Berda ve Gence tarafını talan ettikten sonra Kars kışlağına Vezir Osman Paşa’nın yanına geldi. Kars Kalesi tamir edilerek tahkimatı sağlandı ve sefer için gerekli mühimmat da depolandı. Serdar Mustafa Paşa emrinde 100.000 kişilik bir ordu Temmuz 1579‟da Erzurum’dan Kars’a geldi. Kars Kalesi’nin tamir edilerek 7 burcunun her birisi bir beylerbeyinin uhdesine verildi. Kale surları 5 km’lik bir alanı içermekteydi. İç kalede bulunan beylerbeyi sarayı restore edilerek Serdar Mustafa Paşa’nın adı verildi. III. Murad adına dış kalenin onarımı sağlandı. Bazı beylerbeylerin adına camiler yapıldı. Kalede görev yapacak muhafızlar için kışla ve köprüler bina edildi. Kars Kalesi’nin tamirinde Sivas, Amasya, Merzifon, Ankara, Trabzon, Malatya, Elbistan, Divriği, Erzincan, Sinop, Samsun, Kemah, Bayburt, Kayseri ve Niğde kazalarından toplam 1.055 usta istihdamı sağlandı. 1578 yılında başlayan Osmanlı-Safevi harpleri 1590 yılında sona erdi. Osmanlılar, Safevi Devleti ile yapılan Ferhat Paşa Antlaşıyla Azerbaycan ve Kafkasya’da önemli kazanımlar elde etti. Safevi hükümdarı Şah I. Abbas, Osmanlı Devleti’nin Avusturya seferini ve Anadolu’da çıkan Celali isyanlarını fırsat bilerek daha önceden kaybedilen Tiflis, Azerbaycan, Revan, Şirvan ve Karabağ’ı 1603 yılında aldı. 1604 yılında Safevi Ordusu Kars Kalesi’ne saldırmış ve kalede ağır bir tahribat yapmışlardı. Kale bakımsız bir durumdaydı. Osmanlı Ordusu Erzurum’a hareket etmiş ve Mayıs 1616’da Kars’a ulaşmıştı. Tahribata uğramış Kars Kalesinin bakım ve onarımı gerçekleştirildi. Kapıkulu askerleri ve paşalar kol kola verip bir haftada kalede oturulacak kadar kalenin tamiratını gerçekleştirdiler. Ardında Revan Kalesi’ne doğru sefere çıktılar. Şah I. Abbas, Anadolu’da çıkan Abaza Mehmed Paşa isyanın fırsat bilip Ocak 1624’te Bağdad ve Revan‟ı ele geçirdi. Revan, İran ipek kervanlarının, Bağdad ise Hint ticaret yolunun üzerinde bulunması sebebiyle önem arz etmekteydi. IV. Murad, Revan üzerine sefere çıktı. Sivas ve Erzurum üzerinden 17 Temmuz 1635 tarihinde Kars’a geldi. 8 Ağustos 1635 tarihinde Revan Kalesi alındı. Ancak Osmanlı sultanın İstanbul’a avdet etmesinden kısa bir süre sonra kale yeniden Safevilerin eline geçti. 1639 yılında Safevi Devleti ile Kasr-ı ġirin Antlaşması yapıldı. Antlaşmaya göre Kars, Ahıska, Şehrizor, Bağdad ve Basra Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Ünlü seyyah Evliya Çelebi Kars Kalesi’nin fiziki görünümü ile ilgili önemli bilgiler vermektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde kale ile ilgili verdiği bilgiler şu şekildedir: Kuzey tarafında ensesi top menzilinden uzak yüksek bir dağdır. Onun eteğinde bu kalenin iç kalesi bir tepe üzerine yapılmıştır, ama aşağı hisar bir düz yerde bulunmaktadır. Tamamı beş kat sağlam sur sayılmıştır. Narin kalede ancak bir hane vardır. Kale kapısı doğu tarafına bakmaktadır. Yukarı kale denen orta kale kapısı batı tarafına açık demirden sağlam kapılardır. Bu sur içinde dizdar hanesi, 200 nefer levend haneleri, donanımlı ve mükemmel cephaneleri vardır. Ama bu orta hisarda çarşı, pazar, han, hamam ve imaret yoktur. Bu kaleden aşağı büyük hisar varoşudur ve iki sağlam surdur. Üç adet demirden yeni kapılar vardır. Kapının iç tarafı silah aletleri, tuğulka, ser-penahlar, tüfenkler, mızraklar ve çeşit çeşit savaş aletleri ile bezenmiş, kapıcılar ve bekçiler ile donanmış sağlam kapılardır. Bu kapıların batı tarafına bakar; Su Kapısı ve Çeri Kapısı derler, Erzurum’a açıktır, biri kıble tarafına açık Orta Kapıdır ki Kağızman tarafına açıktır ve biri doğu tarafına Behram Paşa kapısıdır, Revan tarafına açıktır. Bu kale duvarının üstünde karavulhanelerde gece gündüz koruyucular gözcülük edip her karanlık gecede kale duvarlarını meşaleler ile aydınlatırlar. Varoş hisarının boyu o kadar yüksek değildir ama gayet geniş ve sağlam taş yapıdır. Ve aşağı kalenin fırdolayı hendeği yerine göldür ki Behram Paşa kapısından Orta Kapı’ya varıncaya kadar kuşatmış hayat suyu göldür. Bu taraftan kaleye asla zafer mümkün değildir. Kalenin etrafında tamamı 220 adet kahkaha seddi kuleleri vardır ve hepsi 2.080 beden dişleridir. Bu büyük varoşun fırdolayı çevresinin büyüklüğü 5.700 adımdır. Evliya Çelebi kale içinde tamamı üç bin ayan, eşraf ve diğer iş güç sahibi esnafın evleriyle 47 adet mihrap, cami ve mescidin bulunduğunu ifade eder. Fakat bu cami ve mescitlerden sadece sekizinde Cuma namazının kılındığını belirtir. Fransız seyyah Tournefort, Anadolu’dan Kafkasya’ya yaptığı seyahatinde Kars’a uğramış Kars ve kalesi hakkında gözlemlerini aktarmıştır. Seyyah 6 Temmuz 1701 tarihinde Erzurum’dan hareket etmiş, 12 Temmuz da Kars’a varmıştı. Tournefort, Kars Kalesi’nin kentin yukarısında bir kayanın üstünde oldukça sarp bir bölgede bulunduğunu surlarının oldukça iyi, ama kulelerin harap bir vaziyette olduğunu nakleder. Surların kare biçiminde ve Erzurum Kalesi’nden yarım kat daha büyük olduğunu seyahatnamesinde belirtir. Osmanlı Devleti ile Safevi Devleti arasında barış yapılmış olsa da güneş battığında kentin kapılarının kapandığı ve haydutların bölgede sıklıkla faaliyet gösterdiğini gözlemlemiştir. 18. yüzyılın başlarında Safevi Devleti’nin tahtında Şah Hüseyin bulunmaktaydı. Şah Hüseyin devlet yönetiminde zafiyet göstermiş ve otoritesi ciddi bir şekilde sarsılmıştı. 1722 yılında Safevi Devleti’nde bilhassa sınır boylarında büyük bir hareketlilik yaşandı. Kandehar hâkimi Afganlı Mir Üveysoğlu Mahmud Han da Şah Hüseyin’e isyan etti. Mahmud Han, Şah Hüseyin’in gönderdiği orduyu da yenerek, Kirman, Yezd ve Meşhed’i aldı. 1724 yılında İsfahan’a kadar ilerledi ve şehri kuşattı. Erzurum Valisi Silahdar İbrahim Paşa, Safevi Devleti’nin içinde bulunduğu karışıklığı İstanbul’a bildirdi. Safevi Devleti’ne karşı Kafkasya’da bulunan Sünni Dağıstan ve Şirvan halkı da isyan etmişti. Söz konusu bölgeler Safevi Devleti’nin Şiilik politikalarından bezmişlerdi. Dolayısıyla Safeviler hem doğuda hem de kuzeyde büyük karışıklıklar içine girmiş ve 200 yıllık Safevi iktidarı temelinden sarsılmıştı. Rus Çarı Petro, Safevi Devleti’nin içinde bulunduğu bunalımdan istifade etmeyi düşünmüştü. Şirvan ve Bakü’yü istila etmeyi hedeflemiştir. Ayrıca Çar, Kafkasya’da Kabartay ve Lezgiler üzerinde hâkimiyet kurmak istiyordu. Osmanlı Devleti, Rusya ile Safevi topraklarını paylaşmak üzere Nişli Mehmed Ağa’yı Moskova’ya elçi olarak gönderdi. Safevi Devleti’ndeki bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti Safevilere harp ilan etti. Erzurum Valisi İbrahim Paşa 17 Aralık 1722 tarihinde Erzurum’dan Kars’a doğru harekete geçti. Arşiv kaydına göre Osmanlı Ordusu 11 gün süren yolculuğun ardından 27 Aralık 1722 tarihinde Kars’a vardı. 146 gün Kars’ta kaldıktan sonra 23 Mayıs 1723 tarihinde Tiflis’e doğru harekete geçti. 19 Haziran 1723 tarihinde Osmanlı Ordusu Tiflis’e ulaştı. Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmı Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Safevi Devleti ile 3 Ekim 1727 tarihinde dokuz maddeden oluşan bir antlaşma yapıldı. Antlaşmaya göre Kirmanşah, Hemedan, Erdelan, Lûristan, Nihavend, Tebriz, Azerbaycan, Gence, Karabağ ve Revan Osmanlı topraklarına dâhil oldu. Safevi hükümdarı II. Tahmasb’ın isteği üzerine ordu kumandanlığına getirilen Afşar Türkmenlerinin Kırklu Oymağından Nadir, Osmanlılarla imzalanan antlaşmayı tanımadı. İstanbul’da çıkan Patrona Halil isyanını fırsat bilerek Tebriz ve Azerbaycan topraklarına saldırdı. Bunun üzerine şark seferi serdarlığına atanan Serasker Ahmed Paşa, Safevi hükümdarı II. Tahmasb’ı yenilgiye uğratarak, Hemedan ve Kirmanşah’ı aldı. Hekimoğlu Ali Paşa’da Urmiye ve Tebriz‟i ele geçirdi. İki taraf arasında şubat 1732 tarihinde Kirmanşah’da Ahmed Paşa Antlaşması yapıldı. Buna göre Nahçıvan, Revan, Gence, Tiflis, Şirvan ve Şamah Osmanlı Devleti’nde kalırken; Tebriz, Kirmanşah, Hemedan, Luristan ve Erdelan ise Safevi hâkimiyetine bırakıldı. Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmedi. Nadir Han, 5 Nisan 1735 yılında Kars Kalesi’ni muhasara etti. Köprülüzade Abdullah Paşa, 1733 sonbaharında kaleye gelerek güçlü bir tahkimat oluşturmuştu. Nadir, Kars Kalesi’nin önüne gelerek kaleye 1 saatlik mesafede ordugâhını kurdu. Abdullah Paşa’da tabyalara düzen verip korumaya çalıştı. 24 Mayıs 1735 tarihinde 12.000 kişilik bir orduyla Kars Kalesi’ni kuşattı. Bunun üzerine Serasker Abdullah Paşa, Van Valisi Timur Paşa’yı 30.000 kişilik bir orduyla Nadir’in üzerine gönderdi. Fakat Timur Paşa mağlup oldu. Askerlerinin bir kısmı Kars’a bir kısmı da Erzurum’a geri çekildi. Nadir’in Kars Kalesi kuşatması Osmanlı topçu ve tüfekçi birliklerinin gösterdiği direnişle başarısızlığa uğradı. Kars ve civar bölgelerinde bulunan köylerin ekinlerini at ve develerine yedirterek, uğradıkları bölgeleri yağmalayarak geri çekildi. Sultan III. Ahmed’in saltanatı döneminde, 1723 yılında başlayan Osmanlı- Safevi savaşı 13 yıl sürmüş ve 10 Şubat 1736 yılında iki devlet arasında barış yapılmıştı. Nadir Şah’ın başlattığı saldırılara karşı Kars Kalesi’nin tamir ve tahkimatı yapıldı. Kalede bulunan bazı tabyalar, burçlar, kuleler, sur ve kale mazgalları tamir edilerek çeşitli büyüklükte toplar yerleştirildi. 1741/42 yılında Kars Kalesi bina emini İbrahim Ağa marifetiyle 3 adet tabya, cephane ve bazı mevziler ile Hüseyin Paşa Tabyasına çıkılan bölge tamir edildi. Kars Kalesi’nde yapılan tamiratlarla tabyalar genişletilmiş ek mazgallar yapılarak bu mazgallara çeşitli toplar konuldu. Tümsek halinde bulunan baş kule genişletilmek suretiyle 11 mazgal inşa edildi. Mazgalların her birisine top tahtasından döşemeler yapıldı. 1741-42 yılı (H. 1154) Kars Kalesi’nin tamiri için taş, kireç, kum, kereste ve demir gibi çeşitli levazım malzemeleri kullanılmıştır. Usta, kalfa ve amele istihdamı sağlanmıştır. Teknik ve idari personel görev almıştır. Kars Kalesi’nin tamiri için 170.000 adet taş kullanılmıştır. Taşın her 100 adedine 180 akçe bedel takdir edilmiş ve toplamda 2.550 kuruş ödeme yapılmıştır. Kalenin tamiratında kullanılmak üzere 173.000 araba moloz taşı temin edilmiştir. Her bir arabaya nakliyesi ile birlikte 6 akçe takdir edilmiş ve toplamda 8.650 kuruş ödeme yapılmıştır. Kalenin tamiri için kullanılan diğer bir malzeme de ham kireç taşıdır. 14.300 araba ham kireç taşı satın alınmıştır. Nakliye ile birlikte her bir arabaya 45 akçeden 5362,5 kuruş masraf ortaya çıkmıştır. Binanın yapımında ve kireç fırınlarında kullanılmak üzere 4.634 adet odun alınmıştır. Odunlara yapılan masraf da 6.951 kuruştur. Binanın yapımında harç malzemesi olarak kullanılan diğer bir malzeme kumdur. 5.400 araba kum satın alınmış ve kum için toplamda 2.700 kuruş ödeme yapılmıştır. Kalede 1 adet demir ocağı ile 1adet kireç ocağı bulunmaktaydı. Demir ocağında binanın yapımında kullanılmak üzere 980 kıyye ham demir bulundurulmuştu. Ham demirin her bir kıyyesine 45 akçe belirlenmiş ve toplamda 367,5 kuruş ödeme yapılmıştır. Kars Kalesi’nin inşasında idari ve teknik personeller görev almıştır. Amele, taş yontucu, neccar, kalfa, demirci, kireç ustası, baltacı, hızarcı, hamal, mutemet, kâtip gibi çeşitli sanat erbabına mensup görevlilerden istifade edilmiştir. Nadir Şah büyük bir orduyla 29 Temmuz 1744 tarihinde Kars’ın güneyinde (Kıble tarafı) 2 saat mesafede bulunan dağa çadır kurmuştu. Serasker Ahmed Paşa’nın maiyetinde bulunan öncü süvari kuvvetleri Nadir Şah’ın bulunduğu yerde kendisini karşıladı ve 5 saatlik bir çarpışma oldu. Sırrı Efendi, Osmanlı öncü kuvvetlerinin bu saldırısı orduda disiplinin olmadığını başına buyruk hareket eden süvariler tarafından tertip edildiğini belirtir. Ertesi gün Safevi Ordusu Kars’a 1,5 saat mesafede Erzurum istikametinde Kars Çayı’nın geçtiği Künbed Köyü’ne geldi. Burada topraktan bir kale yaptı. Top mesafesinde taburlar ve siperler oluşturdu. Serasker Ahmed Paşa ordunun her tarafına top, humbara yerleştirdi. Metrisler oluşturularak istihkâmını sağlamlaştırdı. Safevi Ordusu kalenin çevresine kurşun menziline dışında kalacak şekilde “seng” adı verilen taştan yapılmış kule şeklindeki binalar kurmuşlardı. Bu senglerin her birine 70, 80 asker yerleştirilebilmekteydi. Nadir Şah, Kars Kalesi’nin su kaynağını kesmek için Kars Çayı’nın önüne 35 gün gibi kısa bir sürede set çekmek istemişti. Safevilerin Kars Kalesi muhasarası, 70, 80 gün sürmüştü. 25 Eylül 1744 günü Timur Paşa Tabyasının batı tarafına kazılan siperlere ek olarak 5 siper daha kazılmış zenbûrek top yerleştirilmişti. Kars Çayı ise 55 gün başka yöne doğru yatağı değiştirilmişti. Kale altında 27 gün metris muharebeleri cereyan etti. Safevi Ordusunun kaleyi düşürmek için arka arkaya düzenlediği 10 saldırı girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Ayrıca yağan bahar yağmurları ile birlikte nehir suyunun eski yatağına doğru akması Nadir Şah’ın geri çekilmesine neden olmuştu. Kars Kalesi Osmanlı serhaddinde yer alması ve sınır güvenliği açısından önemli bir yere konumlanmıştı. Kale, Osmanlı Safevi savaşlarında üç defa kuşatılmıştı. 11 Nisan 1762 tarihli belgede, kalenin zamanla burç ve surları ile bazı mevzi ve mahallerin zamanla yıkıldığı harabe bir durumda olduğu kaydedilmiştir. Buna duruma ilaveten iç kalede bulunan tophane mühimmatına ateş isabet etmesiyle birlikte kalede büyük bir patlama meydana gelmişti. Kalede ikamet eden beylerbeyi, enderun ve birun görevlileri kaleden ayrılmak zorunda kalmış ve Kars Şehri’nin içindeki evlerde meskûn olmuşlardı. Lezgi eşkıyaları da 5, 10 seneden beri Kars’ın civar bölgelerindeki köyleri tasallut altına almıştı. Dolayısıyla serhat sınırının nihayetinde bulunan kalenin harabe ve yıkılmış bölgelerinin yeniden tamir edilmesi gerektiği belgede vurgulanmıştı. 21 Haziran 1762 tahinde Kars Beylerbeyi Ahmed Paşa’ya Kars Kalesi’nin saray, tophane, yeniçeri kışlaları ile tamire muhtaç olan diğer yerlerin tamiratı için ferman gönderildi. Kalenin tamirine 23 Temmuz 1762 tarihinde başlanıldı. Kalenin bakım ve onarımı 821 gün sürmüş ve 21 Ekim 1764 tarihinde tamamlanmıştır. Kars Kalesi’nin bazı mahal ve mevzilerinin tamirine Sultan I. Abdülhamid döneminde devam edilmiştir. Ancak I. Mahmud ve III. Mustafa döneminde yapılan tamiratlar kadar bakım ve onarım bu dönemde gerçekleşmemiştir. Kalenin tamiratı 14 Aralık 1782 tarihinde hassa mimarlarından Mehmed Tahir Ağa tarafında yapılmıştır. Kalede tamir edilen yerlerin toplamı 18.172 zira„ olup toplamda 16.394 kuruş 10 akçe masraf ortaya çıkmıştır. Darendeli Hüseyin Paşa hanesi hizasında yapılan hisar için 390.400 akçe ödeme yapılmıştır. Bu meblağ diğer tamiratlar içinde en yüksek tutarı oluşturmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra 40 yıllık Rus işgalinde tahribatlara uğramış, orijinal özelliğini ve kullanımını yitirmiştir. Kars Kalesinin dış cephe surları kesme bazalt taştan yapılmış olup yük istinat duvarları ile çevrilidir. Üç büyük kapısı bulunmaktadır. Bunlar; Sukapısı veya Çeribaşı kapısı (batıda) Kağızman kapısı (Ortakapı) Behram Kapısı veya Bayrampaşa kapısıdır. Kalenin kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki boşluğa açılmaktadır. Bu yapılar arasında kalenin en yüksek noktası olan kale burcuna doğru taş döşemeli bir cadde mevcut olup caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılmaktadır. Kars Kalesi içerisinde 12. yy'dan kalma Celal Baba Türbesi, Askeri Koğuşlar, Tarlalar, Cephanelik ve bir adet Mescit yer almaktadır. Sit alanı olarak ilan edilen Kars Kalesi Kentten bakıldığında etkileyici bir görünüme sahiptir.
KAYNAKLAR Fahrettin KIRZIOĞLU, SELÇUKLULAR'IN ANI'YI FETHİ VE BURADAKİ SELÇUKLU ESERLERİ, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, II, 1970. Uğur DEMLİKOĞLU, 18. YÜZYILDA KARS KALESİ’NİN TAMİR VE TAHKİMATI, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 2024; (37): 113-144 https://www.kars.bel.tr/serhat-sehri-kars
|
|
62 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |