• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Berzeg Ailesi (Sülalesi)

BERZEG AİLESİ

Başlangıç noktası olarak, 1829 Edirne Muahedesini aldığımızda, Berzeg Ailesi, geçen 161 yıllık sürenin ilk yarısından fazlasını, önce Kafkasya'da, 1864 yılından sonra Osmanlı ülkesinde, üst düzeydeki politik olaylar içinde geçirdi.

Çoktan kapandığını sandığımız tarih sayfaları, şu veya bu taraftan esen rüzgarlarla son yıllarda, açılmaya başladı.

Mesela, Doğu Anadolu'nun bu günkü sorunlarını tartışanlardan, Hamidiye Alaylarına değinenler oldu. Hamidiye Alaylarını kuran, II. Abdülhamid'in de damadı olan, Müşir Berzeg Mehmet Zeki Paşa büyük amcalarımızdandır.

Sayın Ferda Güley'in yeni yayınlanan, "Kendini Yaşamak" adlı hatıralarında, "Çerkezlerin prens dedikleri, dayım" diye bahsettiği, Düzce olaylarında arabuluculuk yapmak gayretindeyken, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa'nın "Sefer Beye dokunma" talimatlarına rağmen, Ethem tarafından şahsi husumet yüzünden öldürülen Düzce'li Sefer Bey ailemizin bir başka mensubudur.

Son aylarda, bundan 126 yıl önce Çerkez'lerin Kafkasya'dan toplu sürgününe ait yazılar, dergi ve gazetelerde yer almaya başladı. Bu konuda, Sovyetler Birliğinde, Çarlık Rusya'sının işlediği büyük insanlık suçunu örtbas etmeye, gerçekleri saptırmaya çalışan yoğun yayınların olduğunu, bunların İngilizceye, Almanca'ya çevrilip dünyaya dağıtıldığını ve "Eski Liderler" yayınlarda ön planda tutulduğunu, Türkçe'ye ailemiz mensuplarının yapılan çeviriler dolayısıyla öğreniyoruz.

"Son Ubıh" adıyla tercüme edilen bir kitapta, Kafkasya'da Çerkez bağımsızlığının son lideri Hacı Giranduk Berzeg 'e hitaben, "Kafkasya'nın Kuzey ve Güneyinde çok eskilerden beri herkesin tanıyıp bildiği, Ubih soylularının en önde geleni, Tanrının yönetmek için yarattığı, altın değerinde Berzeg adını eski bir elbise gibi nasıl çıkarıp atarsın?... Sen Berzeg Hacı Giranduk, yüreklilerin en yüreklisi, Ubıhların en değerlisi, göz bebeği kendi kendini nasıl yok edersin?" "Kendimi bildim bileli Hacı Giranduk benim gözümde kral, hatta tanrıydı. Ancak silahlarımızı bırakıp, denize açılmaya karar verince, gözümde bir ölüden farksız oldu" ifadeleriyle, Çerkezlerin Ruslar tarafından zorla sürülmediği, Hacı Giranduk Berzeg tarafından Osmanlı ülkesine göçürüldükleri, Osmanlıların da kendisine Süleyman Paşa adı verip Rodos adasına yerleştirdikleri hikaye ediliyor. Osmanlılar da itham ediliyor. Ruslar aklanıyor.

Bu hikaye gerçeğe aykırı. Rusların işlediği büyük insanlık suçunu örtbas etme gayreti. Ancak, tarihi bilmeyen inanabilir. Hacı Giranduk Berzeg'in adını değiştirmediğini, Rodos'a gitmediğini, Manyas'ın Yeniköy'ünde, mütevazı bir insan olarak yaşayıp, orada öldüğünü yazmak lazımdır.

Kafkasya tarihinde başka liderler de var. Berzeg Hasan, Büyük Hacı Berzeg gibi.

Osmanlı'da ise, II. Abdülhamid'in müşavirlerinden, Esvapcıbaşı Berzeg Hacı İlyas Bey, Tevfik Paşa, Bekir Paşa, Ali Paşa, Nazım Paşa, ailenin mensuplarından.

Kurtuluş savaşından önce, Samsun-Amasya yolboyunda, Pontus ayaklanmasına karşı, Berzeg Ekrem Bey, Sefer Bey, Kâzım Bey, Amasya'da Ömer Bey var. Mustafa Kemal Paşa, bunların oluşturduğu "himaye hattı" içine girmişti.

Bundan sonra yazacak olanları yanlışlık yapmaktan korumak için, ben de Berzeg Ailesinin son 161 yıllık geçmişinde ön planda bulunanları kısaca hatırlatacağım.

Berzeg Ailesi için Meydana Larousse'da "Kafkasyanın ileri gelen ailelerinden” sıfatı kullanılıyor. (1) Fransız Profesör Georges Dumezil, Paris Üniversitesince yayınlanmış bir kitabında Berzeg'lere "Ubıhların büyük ailesi" diyor. (2) Elimdeki Kafkas folkloruna ait bir Fransız plağındaki tanıtma yazısında Berzeg'ler için "Eski Grandükler" hatırlatması var. (3) Rahmetli Mustafa Nevzat Psak Beyefendi, aile menkıbesinin hesabına göre, Berzeg'lerin 1.500 yıllık bir geçmişlerinin olduğunu bir ziyaretimde söylemişti. Menkibenin başlangıcına göre: "Bundan bin beş yüzyıl önce iki hanedan aile ve etrafı varmış. Aralarındaki sürekli harp, bir tarafın yenilgisiyle sonuçlanmış. Yenenler, yenilen ailenin bütün erkek mensuplarını öldürmüşler. Hamile bir gelinin çocuğunu beklemeye başlamışlar. Erkek doğarsa öldürecekler. Çocuk erkek olmuş. Taraftarları kaçırmışlar. Düşmanlar takibe başlamış. Çocuğu, bir gübre yığınına saklayıp kurtarmışlar. Adını Berzeg koymuşlar. Sonradan Berzeg ailesi, Yemin, Degu, Babuk, Kanbolat gibi kollara ayrılmış. Ancak aile arması aynı kalmış. Ben Yemin dalındanım. Anadolu'ya gelince, İstanbul, Samsun, Düzce, Manyas yörelerine dağılmışız.

Ben, ailenin "zeval vakti" başladığında, 1938'de Samsun'da doğdum. Ailenin geniş mülklerinin büyük kısmı elden elden çıkmıştı. "Land-lord" benzeri arazi sahipliğinden, çiftçiliğe memurluğa, serbest avukatlığa uzanan bir yaşamım oldu.

Bu geçmişten bana anıların yanında, belki de olaylara bakış ve düşünce biçimi de intikal etti.

Berzeg Ailesine mensup kişiler 1864 yılı öncesi Kuzey Kafkasya'da sonra Osmanlı Devletinde önemli hizmetler yaptılar,

Üst düzeyde etkin olan ailemiz mensuplarını, kısaca tanıtacağım.

 

MÜŞİR BERZEG MEHMET ZEKİ PAŞA ve OSMANLI DEVLETİNİN İLK GERİLLA TEŞKİLATI; "HAMİDİYE ALAYLARI"

Eski aile büyüklerimizden olan ve yakın tarihteki büyük rolü unutulan Müşir Berzeg Mehmet Zeki Paşa, bugün yılda bir defa, yalnızca kurucularından olduğu Darüşşafaka Cemiyeti'nin yıllık mevlitlerinde anılıyor.

Sultan II. Abdülhamit'in de damadı olan Zeki Paşa, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığına büyük katkısı olanlardandır.

Doğu Anadolu'yu dış tehditlerden, halkını tahriklerden ve Ermenilerden korumak için Devlete bağlayan, Osmanlı'nın ilk büyük gerilla teşkilatını bu amaçla kuran ve Hamidiye Alaylarının konumuyla, Osmanlı'nın son sınırlarını, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti hudutlarını belirleyen, II. Abdülhamit döneminin ünlü IV. Ordu Komutanıdır.

Hamidiye Alayları Doğu Anadolu dışında, o dönemde kritik durumda bulunan Trablusgarp ve Bingazi'de de kurulmuştu.

Yapılan işin mahiyetini ve önemini Prof. Dr. Bayram Kodaman'ın bir kitabından özetler alarak açıklayalım(1),

"1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonunda Rusya Doğu Anadolu'da mevcut dengeyi kendi lehine bozarak etkisini artırmıştı. İngiltere de Berlin anlaşmasında Ermeniler lehine olan 61. maddeyi koydurarak, müdahale hakkını elde etmişti. Böylece (Şark Meselesi) Balkanlardan doğuya kaydırılmış ve (Ermeni Meselesi) ortaya atılarak Osmanlı İmparatorluğu'nun Asya toprakları da tartışma konusu haline getirilmişti." (Sahife: 21-22)

"İlk defa Müşir Zeki Paşa aşiretlerden askerî yönden faydalanma fikrini II. Abdülhamid'e telkin etti... Bu belgelerden anlaşıldığına göre, daha 1890 tarihinden itibaren Hamidiye Alayları Müşir Zeki Paşa'nın teşebbüsleriyle kurulmaya başlanmıştır. (Sahife: 37)

"Aşiretleri Hamidiye Alayları politikasıyla devlet kuvvetleri yanına çekmek, devlete destek olmalarını sağlamak önemli idi. Bu temin edilmiş ve Doğu Anadolu'da Ermenistan Devleti kurulması engellenmiştir. Dolayısıyla, Doğu Anadolu ikinci bir Doğu Rumeli veya Makedonya olmaktan, Hamidiye Alayları politikası kurtarılmıştır." (Sahife: 87)

"Görüldüğü gibi Hamidiye Alaylarının kurulmasına öncelik verilen bölgelerden Erzurum -Van hattının Rus tehlikesine, Urfa-Mardin hattının da İngiltere'nin politik faaliyetlerine karşı korunması amaç olarak seçilmiştir." (Sahife: 47)

Osmanlı'nın gerilla teşkilatlanması sonradan, Emirbar Çeteleri, Teşkilatı Mahsusa ve Kurtuluş Savaşı'nın gerilla örgütlenmesiyle devam etmiştir.

Hamidiye Alayları, Balkan Harbinde, I. Dünya Harbinde ve Kurtuluş Savaşında savunmaya önemli katkı sağlamıştır.

Tabiatıyla, bu teşkilatlanmada, nihai karar yetkisini kullanan Sultan II. Abdülhamit'in, en ön sıradaki yerini kaydetmek gerekir.

Samsun'un eski, saygıdeğer doktorlarından rahmetli Bahri Celayir Bey dostumuzun babası uzun süre Müşir Mehmet Zeki Paşa'nın yaverliğini yapan subaylardandı. Bu yüzden, Bahri Beyin çocukluğu-gençliği de Müşir Mehmet Zeki Paşa'nın çevresinde geçmişti. Hatıralarında, genç subay Mustafa Kemal Beyin, Zeki Paşa'nın özel olarak himaye ettiği genç subaylar arasında bulunduğunu, hatta annesi Zübeyde Hanım ve kardeşi Makbule Hanım'ların bir süre Zeki Paşanın konağında kaldıklarını, Zübeyde Hanımın müstesna vasıfları olan bir Hanımefendi olduğunu anlatırdı.

Yetenekli genç subayların gerektiğinde sivil gerilla güçleriyle birlikte hizmet etmek üzere yetiştirilmesi Zeki Paşa'nın gayretleri arasındadır.

Trablusgarp Harbine Mustafa Kemal Bey ve genç subay arkadaşlarının, yanlarında askerî birlik olmadan, orada kurulu Hamidiye Alaylarında hizmet vermek üzere gitmiş olmaları bu vakıayı teyit etmektedir.

Dedelerimin babası Hacı Beci Bey ile yakın akrabalık ilişkisi içinde bulunan Müşir Mehmet Zeki Paşa, dedelerim Sefer ve Kâzım Beylere "İstedikleri gibi silahlı dolaşmak ve yanlarında silâhlı adamlar bulundurmak yetkisini" vermişti.

Müşir Berzeg Mehmet Zeki Paşa, Kafkasya'dan İstanbul'a öğrenim için ailesi tarafından gönderilmiş, büyük Çerkez sürgününün olduğu tarihlerde Mektebi Habriyeyi bitirmişti.

Doğu Anadolu'ya, Devletten, sevgi, saygı, dostluk, anlayış, adalet, güven götürdü. Hanedan ile aşiretler arasında kardeşlik bağları kurmaya çalıştı. Doğunun sosyal yapısı sonradan, Hamidiye Alayları çerçevesinde sorunlar da yarattı. Ancak, neticede, amaca ulaşıldı.

Bu gün, Doğu Anadolu'nun sorun olduğu vehminde bulunanların, Müşir Berzeg Mehmet Zeki Paşayı inceleyip öğrenmelerinde büyük faydalar vardır.

 

HARBİYE NAZIRI BERZEG NAZIM PAŞA ve EMİRBAR ÇETELERİ

Nazım Paşa Kolordu ve Ordu Komutanlıklarından sona, 1912'de "Büyük Kabine" adı verilen Gazi Ahmet Muhtar Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olmuştur. Berzeg ailesinin Babuk dalına mensup olduğu için, "Babuk Nazım Paşa" olarak ta bilinir. Dürüst, cesur, hile düşünmeyen bir asker olarak tanınmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Hürriyet ve İtilaf fırkası arasında tarafsızlığını koruyan bir yol izlemiştir. Feroz Ahmad'a göre, "Liberallerin Başbakan adayı idi." Nazım Paşa, nizami ordunun Balkan savaşlarındaki başarısızlığı üzerine, Emirbar Çeteleri adı verilen, Kuşçubaşı Eşref ve kardeşi Hacı Selim Sami komutasındaki "Fedailer Birliğini" kurmuştur. Sonradan kurulan Teşkilatı Mahsusanın nüvesini oluşturan bu gerilla birliği, İstanbul'un işgalinin önlenmesinde büyük hizmet yapmış, düşman kuvvetleri gerisinde "Trakya Türk Devleti'ni kurarak, düşmanın işgal ettiği yerlerde cephe açmış ve Edirne'nin geri alınmasında etkili hizmeti olmuştur.

 

 

BERZEG ALİ PAŞA

Berzeg Ali Paşa hakkında aile hatıraları çerçevesinde bir bilgim yok. Adına Kurtuluş Savaşı döneminin ilk Dışişleri Bakanı, Bekir Sami Bey'in babası, General Musa Kunduk'un Fransızca olarak yayınlanmış, sonradan özetlenerek Türkçe'ye çevrilmiş hatıralarında rastlıyoruz.

General Musa Kunduk'a göre Berzeg Ali Paşa 1864 Çerkez göçünden önceki dönemlerde Osmanlı yönetiminde görev almış, Paşa rütbesine ulaşmış, Osmanlı yönetiminde etkinliği olan bir ailemiz mensubu. Burada, Osmanlı ülkesinde 1864'ten sonrasını esas aldığımızdan yalnızca adına temas ediyoruz.

 

II. ABDÜLHAMİD'İN MÜŞAVİR ÇEVRESİNDEN ESVABCIBAŞI BERZEG HACI İLYAS BEY VE BERZEG TEVFİK PAŞA

Eski aile büyüklerimizden Hacı İlyas Bey ve Tevfik Paşa da Darüşşafaka Cemiyeti kurucularından olduklarından, adları yalnızca, yılık mevlitler için verilen gazete ilanlarında anılıyor.

Berzeg Hacı İlyas Beyin Saraydaki protokol ünvanı, esvapçıbaşı. Gerçekte, kendisinin hayatı, boyunca, esvapla, esvapcılıkla bir ilgisi olmadı.

Tevfik Paşa, Kafkasya mücadelesinin son liderlerinden, Plevne Çerkez gönüllüleri Birliği komutanı Hacı Giranduk Berzeg'in (Grandük Bey) oğludur. Damadı, (kızı Müzeyyen Hanımın eşi) Kemal Gedeleç Bey, Rahmetli İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı süresince, eskilerin "Riyaseti Cumhur Kalemi Mahsus Müdürlüğü" dedikleri görevi yürüttü. Yanlış hatırlamıyorsam, İstanbul-Taşlık'taki benzer köşklerde de komşu idiler.

Tevfik Paşa, Kurtuluş Savaşı başında Amasya'yı lider kadro için ilk toplanma ve çalışma yeri haline getiren iki kişiden birisi olan, Prof. Dr. Nihat Reşat Belger'inde anne-bir kardeşi, Yarbay Ömer Beyin amcasıydı.

 

BERZEG BEKİR PAŞA

II. Abdülhamid döneminde, muhtelif vilayetlerde valilik yapan, bir süre de Saray'da müşavir olarak bulunan Berzeg Bekir Paşa, emekli olduktan sonra, (1910 yılı olabilir) Samsun'a yerleşti. Benim çocukluğumda, çocukluğumda, Hançerli mahallesinde doğumevi olarak kullanılan bina Bekir Paşa'nın eski konağı idi. Yaz aylarında,Kavak'ta, şimdi jandarma komutanlığı olan evinde kalıyordu.

Bekir Paşanın çocuğu yoktu. Bu yüzden, Samsun'da, Pontus hareketine karşı en etkili gerilla lideri olarak görev yapan yeğeni Ekrem Beyi yanında yetiştirmiş ve Pontus hareketine karşı gerillacılık yapanların hamiliğini yapmıştır.

Bekir Paşa cömert ve kapısı herkese açık olduğundan, bugün hala Türkiye'nin pek çok yerinde, kim olduğu bilinmeden, "kırık kamçı, yırtık yamçı, Bekir Paşa süt kardaşı” tekerlemesiyle anılır.

Kavak'ta 1919'da öldü. Mezarı Kale Doruğunda idi.

 

PLEVNE GAZİSİ, BERZEG-YEMİN OĞLU HACI BECİ BEY VE SIRALI KÖYÜ

Altıncı derece dedemiz, Hasan Berzeg Bey, Kafkasya'da 1840 yıllarında ölmüş. Oğlu Narşu Bey, toplu göç sırasında 1864'te Samsun'a gelmiş. O da yaşlı. Önce Samsun çevresine yerleşmeleri söz konusu olmuş. Sonra sıtma ürküttüğü için, daha yüksek yere yerleşmek düşüncesiyle, Kavak'ın Azaklı köyü yakınına gelmişler. Narşu Bey 1865'te orada ölmüş, Vasiyeti üzerine mezarı orada. Aynı yıl, Sıralı Köyü'ne gelmiş, yerleşmişler.

Narşu Beyin oğlu, Hacı Beci Bey, (Beci adı, Çerkez geleneğine göre lakabı olup, resmi kayıtlardaki adı Yahya'dır) yeni ülkede, yeni şartlara uymakta sıkıntı çekmemiş, Önce, yakın Türkmen çevresiyle çok iyi ilişkiler kurmuş. Ailenin İstanbul'a giden mensupları ve onların çocukları, Osmanlı üst bürokrasisinde etkinleşmişler. Bu durum, Hacı Beci Beyi de etkiliyor. Uzun süre, geniş bir bölgenin aşar müteahhitliğini yapıyor. Bu süre içinde aşar veren halkı korumak, toplananı önce fakir-fukaranın ihtiyacına tahsis etmek biçimindeki tutumu, çevrenin kendisine bağlılığını artıyor. Samsun'da o zaman geniş iş yapan ailelerle ortaklıklar kuruyor. Mülk ediniyor.

Bu arada, Plevne harbine, Çerkez gönüllüleriyle katılıyor. Birlik komutanlığı yapıyor. Harpte başarı gösteriyor. Plevne'den, birinci rütbeden Mecidiye Nişanı ve Plevne madalyası alarak dönüyor.

Ailemiz, Kafkasya'da iken, çocuklarını İstanbul'a eğitime göndermeye başlamış. Sultan II. Abdülhamit döneminde Hacı Beyin yaşdaşı, amcazadeleri, Müşir Mehmet Zeki Paşa, Esvapçıbaşı Hacı İlyas Bey, Tevfik Paşa, padişahın yakın çevresinden. Bekir Paşa vali. Bu durumda, başta mutasarrıflar olmak üzer, Samsun'a gelen her üst düzey Devlet görevlisinin tanıştığı, ziyaret ettiği kimse oluyor. Sıralı, Samsun Valilerinin yazın hanım ve çocuklarını gönderdikleri, yazı geçirdikleri yer oluyor.

Kavak'ta ilkokul yokken, Sıralı köyünde, mahalle mektebinin yanında bir de laik okul kuruluyor. Trabzon Sultanisi mezunu bir genç öğretmen olarak getiriliyor.

Hacı Beci Beyin 4 oğlu, 4 kızı oluyor. İlk üç oğlunu Rüştiye'ye kadar okutuyor. En küçük oğlu Kâmil Bey, Trabzon Sultanisini bitiriyor. Sonra İstanbul'a Mektebi Mülkiyeye gidiyor. Son sınıfta iken, tüberkülozdan ölüyor. Diğer oğlu Adil Bey, birinci dünya harbinde Sarıkamış'ta şehit oldu. Kalan iki oğlu, Sefer Bey annemin, Kâzım bey babamın babaları. Kızlarının en büyüğü, Ladik'te evleniyor. İkinci kızı, eski Osmanlı Şeyhülislamlarından Minkarizade Raif Efendinin torunu, o zaman Samsun müdde-i umumusi olan bir gençle, Samsun Mutasarrıfı Hakkı Paşa'nın (Rahmetli Sedat Simavi Beyefendi'nin babası) aracılığı ile evleniyor. Hacı Beci Beyin, şiir de yazan Tevfik Lamih Bey adlı bu damadından, bize kalan çok değerli hatıralardan birisi, bilinen bir şarkının güftesi: "Bir hadise var can ile canan arasında". Mensup olduğu İbradı'lı değerli Osmanlı ailesiyle aramızda başka akrabalık bağları da kuruluyor. Hacı Beci Beyin üçüncü kızı Nuriye Halamız evlenmemişti. Dördüncü kızı, Vali Berzeg Bekir Paşa'nın maiyetinde kaymakamlık yapmış, Kâmil Beyin de Mülkiye'den sınıf arkadaşı, eski ünlü "Atlı Vali" Niyezi Mergen Beyle evleniyor.

Hacı Beci Bey, 1908 Meclisi Mebusanına katılması için Samsun'dan ilk teklif alan kişi. Hacı olduğunu ve milletin günahını sırtında taşıyamayacağını söyleyerek kabul etmiyor. Süleyman Necmi Beyi öneriyor.

Osmanlı döneminde lâik okulun kurulduğu Sıralı köyünden çok sayıda genç okuyor. Üniversite bitiriyor. Hane sayası, hiçbir zaman 50 yi geçmemiş olan Sıralı, eski ünlü, bugün terkedilmiş bir köy.

Hacı Beci Bey, çevredeki 40-50 köylü bölge için, halkın gönüllü olarak benimsediği kurallar koymuş. Bunlara eskiler "Hacı Bey Kanunları" derledi. Kavak'ta, "bizim eski hükümet merkezimiz Sıralı idi" diyen yaşlılara rastlamıştım.

Hacı Beci Bey, 1912 de tedavi için gittiği İstanbul'da ölüyor.

Sıralı'da, 1925-30 yılları arasında, dedem Sefer Beyin evinde, yaz tatilinde toplanan çocuklar, yeğenlerden, İstanbul'da Amerikan Kolejinde, Fransız kız lisesinde okuyan genç kızlar, Galatasayar'da, Fransız erkek lisesinde okuyan delikanlılar var. Eski evin duvarlarında, bol miktarda şiirler, bazen Fransızca, İngilizce notlar.

"Eski gençlikten" hatıralar.

 

PONTUS AYAKLANMASINA KARŞI, SAMSUN BÖLGESİNDE EN ETKİN GERİLLA LİDERİ BERZEG EKREM BEY

Ekrem Bey amcamızı, Samsun'da Pontus ayaklanması günlerini yaşayanlarla yapılan konuşmaları ihtiva eden, yayınlanmış bir yazı dizisinden özetlerle tanıtalım:

"Ekrem Beyin, daha önce de kaydetmiş olduğumuz gibi, halk arasında efsanevi bir şöhreti vardı. Bunun da sebebi, kendisinin, azılı Rum Çetelerini ilk sindiren kişi olmasıydı. En dikkat ettiği taraf ta Samsundan Anadolu'nun içine uzanan yolu, Türklere açık tutmaktı.

Öyle bir zaman yaşanıyordu ki, Samsundan ayrılan birinin bir köye veya Anadolu'nun içine gidebilmesi bir mucize halini almış bulunuyordu. Rum çeteleri bütün yolları kesmiş durumda idiler. Bu durum karşısında çok defa yolcular toplanıyor ve Kavaklı Ekrem Beyin himayesinde toplu olarak yola çıkıyorlardı.

O zamanlar Kavaklı Ekrem Bey, masal kahramanları gibi dilden dile dolaşırdı. Onun cesurluğu, yakışıklılığı, merhameti, vatanseverliği herkesin ağzında idi...

Bir gün mahallede tellallar: (Ekrem Bey, yarın sabah erkenden Kavak İstikametinde yola çıkacak. Yolcular, erkenden Bağdat caddesinde toplansınlar) diye bağırınca, onun Samsun'da olduğunu ve ertesi sabah Kavak istikametinde yola çıkacağını öğrenmiş oldum. Sabah erkenden, toplantı yerine gittim. Ortalık kalabalık mi, kalabalık. Az sor. a Ekrem Bey adamlarıyla yaya olarak göründü. Uzun boylu ve yakışıklı adamı merak içinde seyrediyordum. Kafilenin başına geçince hemen beyaz atına bindi. Adamları da onun gibi yaptılar. Hiç vakit kaybetmeden yola çıktılar.

Ekrem Bey, Kavak'ın Karlı köyündendir. Canbulat oğlu, Berzeg Ekrem Bey olarak bilinir".    Ekrem Beyin adından ve yaptıklarından, maiyetindeki 200-300 atlıdan oluşan gerilla birliğinden, Pontus ayaklanmasını veya Atatürk'ün Samsun'a çıkışını konu alan başka yayınlarda da söz edilir.

Samsun, Kurtuluş savaşı öncesi, Anadolu'da Rum nüfusunun en yoğun olduğu yerlerdendi. Birinci dünya harbinin sonuna doğru Rumlar, bağımsız Pontus Devleti kurmak için teşkilatlanmışlar, hatta hükümet binalarını inşa etmişler. Nebyan Dağları bölgesinde, kumanda kademesi için rütbeleri de bulunan, Andon Paşa kumandasında karargahlarını kurmuşlar, 1918 de ise, Samsun'da fiili hakimiyeti kurmak için, Müslüman halka karşı çetecilik faaliyetine başlamışlardır.

Rumların beklenen bu hareketine karşı, önceden hazırlanmış olması kuvvetle muhtemel mahalli gerilla güçleri de savunmaya başlamışlardır.

Bir bakıma, Atatürk'ün Samsun'a çıkmasından daha önce, Samsun'da Kurtuluş Savaşı başlamıştı. Esasen, Mustafa Kemal Paşa'nın, Osmanlı Hükümeti tarafından Samsun'a görevli olarak gönderilmesinin resmi gerekçesi de, Samsun yöresinde sürmekte olan Türk-Rum savaşı idi.

Ekrem Bey, Samsun-Merzifon arasına çıkarılmış bulunan İngiliz birliklerini de tazyik altına almış, Samsun'da hakim kanaate göre, İngiliz birliklerinin Samsun'dan ayrılmasında etken olmuştur.

Berzeg Bekir Paşa'nın yanında yetişen ve bir gerilla liderinden ziyade, salon adamı intiba veren Ekrem Bey, 30 yaşında, 1920 yılı sonlarında, Rum çetecilerle savaşırken şehit oldu.

 

 

PONTUS AYAKLANMASINA KARŞI SEFER VE KAZIM BEYLER

Samsun'da 1918'de başlayan Pontus isyanı, hazırlığı önceden yapılmış olan kapsamlı bir harekettir.

Buna karşı Osmanlı gerilla savunması hazırlıkları da yapılmıştır. "Kurtuluş Savaşı ile ilgili İngiliz Belgeleri" adlı kitabın, 102 ve 103. sahifelerinde yer alan, "Samsun'daki huzursuzluk hakkında Calthorpe ve Amet daha Kasım-1918 de, Samsun'da Mütareke hükümlerinin henüz uygulanmamış olduğunu ve Müslüman halkın silahlandığını iddia etmektedirler.", "Calthorpe, 17 Ocak 1919'da Samsun'daki bütün Müslümanların ve bilhassa köylülerin silahlandırıldığı hakkındaki raporunu Londra'ya yolladı" (4). İfadeleri durumu açıklamaktadır.

Ekrem Bey bu hazırlığın içinde olanlardandı. Samsun'da o günleri yaşayanlarla yapılan konuşmaların yayınlandığı dizide, özetle şu ifadeler yer alıyor:

"Biz Samsun-Kavak yolunu Türkler için güvenlik altında tutmaya çalıştık. Hükümet Kavak'ın öbür tarafında Saraycık kolunu kolluyordu. Buradaki Türk köylerine silah ve cephane yardımı yapıyordu. Bu işlere Sıralı Köyünden Berzeg Kazım Bey memur edilmişti. Kâzım Bey, hükümetten aldığı silah ve cephaneyi buradaki köylere dağıtmış, köyleri teşkilatlandırmıştı"

Bu ifadeleri, Rauf Beyin hatıralarından alınan, "1917 başlarında, ... Başkumandanlık, eğer düşman sınırlarımıza dayanacak olursa, iç mukavemet için çok gizli hazırlıklar yapmıştı. Bunlarıda... Teşkilatı Mahsusa hazırlamıştı. Daha sonra gerilla savaşı adını alan mahalli karşı koymalar için piyon şahsiyetler tesbitlenmişti." ifadesiyle birlikte düşünmek gerekir.

Kâzım Bey, ağabeyi Sefer Bey ile birlikte hareket ediyordu.

Rauf Beyin ifadesiyle "yaşadıkları bölgede halk üzerinde sözünü geçirebilecek vatansever kişiler ve tesbitlenen piyon şahsiyetlerden" olan Sefer ve Kâzım Beyler, Kavak'tan Havzaya uzanan Saraycık kolunda 40-50 köylük bir bölgede hakim durumdaydılar ve bu bölge Rumların Nebyan'daki karargâhlarına hudut idi.

Sefer ve Kâzım Beyler, gerektiğinde silahlandırdıkları 1.000 civarında Müslümanı Rumlara karşı sevkedebilecek durumda idiler. Rumların en çok çekindikleri kimselerdi. Bu sebepten Saraycık koluna Rum çeteleri, Sıralıdağına giren İstil çetesinden çetebaşı İstil ile birkaç kişinin Sıralı köylüleri tarafından öldürülüp çetenin püskürtülmesi gibi, birkaç olay dışında girememişlerdir.

Kâzım Bey benim babamın babası, Sefer Bey de annemin babası, her ikisi de dedelerimdir. Plevne gazisi Hacı Beci Beyin oğulları, 1830'da Kafkasya'da Çerkes-Rus müzakerelerini yürüten lider Hasan Berzeg Beyin oğlu Narşu Beyin torunlarıdır.

Daha önce amcaları Müşir Berzeg Mehmet Zeki Paşa her ikisine de silah taşımak ve silahlı adam bulundurmak yetkisi vermişti.

AMASYA'DAKİ ÖN HAZIRLIK VE BERZEG ÖMER BEY

Amasya, Kurtuluş Savaşında önemi büyük olan bir il merkezi. Başlatılmış ve sürmekte olan mahalli direniş ve kurtuluş gayretlerinin üstünde, Türkiye çapında, merkezi bir Kurtuluş Savaşı yönetimi için, ilk liderlerin toplandığı, toplu olarak, niyetlerini, görüşlerini ortaya koydukları, bunu ilan ettikleri ilk merkez. Bazıları Amasya'ya gizlice gelmiş olan, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey, Ali Fuat Paşa, Bekir Sami Bey, Refet Bey, Amasya'da toplu olarak ortaya çıkıyor ve ilk hedeflerini ilan ediyorlar. Lider kadro, 22 Haziran 1919 tarihli Amasya kararlarını alıyor, bunu bütün askeri ve mülki mercilere tamim ediyor ve bir bakıma "Merkezi bir hareket olarak Kurtuluş Savaşını" başlatıyorlar.

Bütün gelişme ve işaretler, Amasya'nın, toplantı ve ilk başlangıcın yapılması için, önceden tesbit edilen yer olduğunu ortaya koyuyor. O günün şartlarında, önceden tesbit edilen yerin, rahat çalışma ortamının hazırlanması, güvenlik altına alınması zorunlu.

Bu, Amasya'ya önceden, özel amaçla olması muhtemel tayinlerle sağlanıyor. Amasya'ya önceden tayin edilmiş önemli bir görevli, Amasya'daki en büyük askeri birlik olan Payide Alay Komutanlığına getirilmiş olan Cemil Cahit Bey. Sonradan İnönü Savaşlarında, tugay komutanı olarak görev alan, daha sonra Ordu komutanlığına kadar yükselen, Milli Savunma Bakanlığı yapan, General Cemil Cahit Toydemir. Kendisi, ailemizin yakından tanıdığı bir Çerkez subay.

Amasya'ya tayin edilmiş bulunan diğer subay ise, Cemil Cahit Beyden daha kıdemli olan Ömer Bey. Amasya bu iki komutanın tayini ile, güvenli bir çalışma, toplanma yeri haline getirilmiş.

Ömer Bey, ailemizden yaşdaşları arasında en uzun ömürlüsü olduğu için, tanıyabildiğim, çakı gibi bir emekli, yaşlı subay idi.

Ömer Bey, Kafkasya mücadelesinin ünlü liderlerinden ve Plevne Çerkez gönüllü birliği komutanı Grandük Beyin (Giranduk Hacı Berzeg) torunu, Plevne'de şehit olan, Grandük Beyzade İslam Beyin oğlu idi. Babası öldükten sonra, annesinin evlendiği ikinci eşinden olan oğlu, Ömer Beyin anne bir kardeşi. Prof. Dr. Nihat Reşat Belger, Kurtuluş savaşında, Ankara hükümetinin Paris'teki temsilcisi, sonra Lozan Sulh Konferansına katılan heyetin mensubu, daha sonra Atatürk'ün doktoru, İstanbul Tıp Fakültesinin dekanı, İstanbul Üniversitesinin rektörü ve 1950'de Menderes Kabinesinin Sağlık Bakanı olarak tanınır. Ömer Beyin amcası Tevfik Paşa'nın damadı Kemal Gedeleç'te, Cumhurbaşkanlığı döneminde rahmetli İsmet İnönü'ye özel kalem müdürlüğü yapmıştır.

Ömer Beyin, Kurtuluş Savaşı başında, Amasya'yı güvenli bir toplanma ve çalışma merkezi haline getirmekte Cemil Cahit Beyle birlikte yaptığı hizmet, belki, kardeşi ve damadının hizmetlerinden daha önemlidir.

Ömer Bey amcamız, ihtirassız, askeri hiyerarşi içinde emir almaya zor tahammül edecek yaradılışta, son derece gururlu bir insandı. Amasya toplantılarından sonra, sonra, Kurtuluş Savaşında, cephede de görev aldı. Savaşın sonunda daha önce, Samsun-Ladik-Kızılsini köyünde almış olduğu çiftliğine yerleşti ve orada yaşadı. Samsun halkı kendisini, "Emekli subay, Kızılsini'li Ömer Bey" olarak tanıdı ve saygı gösterdi. Yakın aile çevresi dışında, hiçkimse, damadının, tek parti dönemi Cumhurbaşkanının en yakın adamı, veya kardeşinin Sağlık Bakanı olduğunun farkına varmadı. Ömer Bey, 1875'te Manyas'da doğdu. 1956 da, Ladik Kızısini köyünde öldü. (Rahmetli babam Ömer Bey’in yanında yaklaşık bir yıl Ladik’te okula gitmiş. Ömer Bey’in bir Çerkes köyü olan Kızılsini’nin güneyinde çiftliği varmış. Bugün TOKİ konutlarının olduğu bölge. Bu tarih muhtemelen babası Zekeriya Bey’in (Öz-Özbeyli) vefat ettiği 1944 ya da babaannemin vefat ettiği 1947 yılı olabilir. Ömer Bey’in mezarı Kızılsini köyü mezarlığında bulunuyor. (Dedem Ladik Hızarbaşı Köyünde Zekeriya Bey olarak bilinirmiş. Dedemin babasının ismi de Kasbulat (Gaspolat) idi) -Arif Özbeyli’nin notu)

 

SAMSUN İTTİHAT VE TERAKKİ REİSİ OSMAN BEY

Osman Bey çevresinde gelişen olaylar, kendisinin, Samsun yöresinde, Pontus hareketine karşı ve Kurtuluş savaşı gerilla örgütlenmesinde önemli bir yerinin olduğunu gösteriyor.

Osman Bey, Birinci dünya harbi sonunda, Samsun'da İttihat ve Terakki Cemiyeti Başkanı. İkinci Meşrutiyet Meclisi Mebusanına Samsun'dan katılan mebus, Süleyman Necmi Beyin kardeşi. Genel Malta sürgünü sırasında, Malta'ya sürülmek üzere Samsun'da tutuklanıyor. Dedem Kâzım Bey kaçırılması için hazırlık yapıyor. Ancak, Samsun'da olay büyür, diyerek kendisi Samsun'da kaçırılmayı kabul etmiyor. Sonra, bindirildiği gemiden, Sinop'ta kaçırılıyor ve bizim Sıralı köyümüze getiriliyor. Bir süre Sıralı'da kalıyor. Daha sonra, hanımıyla akraba olduğu, Ömer Beyin yanına, himaye edilmek üzere, Amasya'ya gönderiliyor. Amasya'ya gittiğinde, Ömer Bey ve Cemil Cahit Bey tarafından, mutasarrıf yapılıyor. Amasya'da, Ankara rejimine bağlı ilk vali olarak görev yapıyor.

Osman Beyin, tutuklu olduğu gemiden kaçırılıp, Amasya'ya mutasarrıf tayinine kadar geçen olaylar, Samsun-Amasya yol boyunda, Sefer ve Kâzım Beyler, akrabalık ve şahsi ilişkiler itibariyle ve tabii olarak Ekrem Bey ve Bayram Efendi, Amasya'da da, Ömer Bey ve Cemil Cahit Beylerden oluşan, veya öncülüğünü bu şahısların yaptığı, örgütlenmenin delillerinden olarak görülebilir.

Osman Bey, asli, nesiller önce Kuzey Kafkasya'ya yerleşmiş, Laz olan ve toplu Çerkez göçüyle birlikte Samsun'a yerleşen, Çerkezleşmiş bir aileden, "Selmanko" lardan geliyor.

 

HAVZA'DA GÜVENLİĞİ SAĞLAYAN ÇONOĞLU BAYRAM EFENDİ

Pontus ayaklanmasının en çok tehdit ettiği yerlerden birisi de Havza idi. Havza'da Müslüman halkın Piç Vasil çetesi adını verdikleri başta olmak üzere Rum çeteleri fırsat buldukları yeri baskı altına alıyorlardı.

Havza çevresinde ve Amasya yönünde Müslüman halkı silahlandıran, Rum çetelerini dizginleyen, İlçe merkezini sükûnet içinde tutan en güçlü mahalli lider Çonoğlu Bayram Efendi'dir. Adından, konuyla ilgili yayınlarda da bahsedilir.

Bayram Efendi, eski bir Türkmen ailesine mensup Çonoğlu Mahmut Ağanın oğludur. Varlıklı, çevrede etkinliği ve saygınlığı olan Bayram Efendi, Pontus hareketine karşı ve Mustafa Kemal Paşa'ya Havza'da yardım yönünde büyük yararlılık göstermiştir.

Kaynak: Kazım Berzeg, Kafkasya'da ve Osmanlı Hizmeti'nde Berzeg Ailesinden Tanınmış Kişler, Kurtuluş Savaşına Kadar Osmanlı Gerilla Teşkilatlanması, 1829 Edirne Muahadesinden Sonra Osmanlı Devletinin Çerkes Politikası, Şafak Matbaacılık, 1990, Ankara.

  
51 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam212
Toplam Ziyaret1332782
Saat